|
|
|
|
Köşe Yazısı |
|
Abdülhamit Hanoğulları * |
Geri Dön
İngiliz gizli servisi de Mossad'ın hesabına çalışan servisler arasında yer almaktadır. Zaten bu örgütün kurucusunun da Siyonist finansör Rothschild olması konuyu açıklayan önemli bir bilgidir:
"Yahudi Lord Victor Rothschild İngiliz İstihbaratı MI-6'yı kurdu." (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.91)
"İngiliz istihbarat yüksek düzey yetkililerinden MI-6 bölüm şefi Maurice Oldfield ve Peter Wright, Amerika'da CIA şefi Angleton'un yaptığını İngiltere'de yaptılar. Mossad'la İngiliz istihbaratı arasında sıkı bağlar oluşturdular. Daha sonra Mossad bağlantı subayları MI-6 ile Mossad ve CIA arasındakine benzer bir iş birliği anlaşması imzaladılar. (İsrail'in İngiliz İstihbaratı'nda en önemli adamı Maurice Oldfield, Kudüs Belediye Başkanı Teddy Kollek'e her zaman Siyonizmi benimsediğini söylemişti) Oldfield 1970 yılında MI-6'nın başına geçti ve İngiltere'de her zaman İsrail'in savunucusu oldu." (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.92)
Mossad- İspanya Gizli Servisi CESID Bağlantısı
"İspanya'da, 100'den fazla Mossad ajanı çalışmaktadır. İspanya, Mossad'ın operasyonlarını gerçekleştirdiği aktif bir bölge... Mossad İspanya'da en önemli ajanlarını kullandı, göstermelik amaçlarla operasyonlar düzenledi, halen düzenliyor. Sessiz bir şekilde etkili ve güçlü bir teşkilatlanma kurdu. İspanya'da Mossad gayrı resmi bir şekilde çalışıyor ve olayların çoğunda da İspanyol haberalma teşkilatlarıyla iş birliği yapıyor. İspanyol gizli servisi CESID ve Askeri İstihbarat, Mossad'la iş birliği yapıyor. İsrailli casuslar İspanya'da yetkililer tarafından hiçbir takibe uğramamışlardır. Mossad'ın İspanyol gizli servisleriyle yaptığı iş birliği geniş çaplı. Birçok İspanyol askeri, istihbarat görevlisi ve tüm kontra birlikleri eğitimlerini İsrail'de yapıyorlar. Mossad'a bağlı İsrailli diplomatlar İspanya yönetiminde etkili olan partilerle bağlantı kuruyorlar." (Cambio, No 804, 27 Nisan 1987, sf.50)
Ve Diğer Gizli Servisler...
"Mossad Avrupa'da ne isterse yapar; istediklerini gerçekleştirmek için bütün gerekli yardımı ise Avrupa'nın gizli servisleri ve polisten elde ediyorlar." (Cambio, No 804, 27 Nisan 1987, sf.50)
Mossad'ın İtalyan gizli servisi SISMI ile de yakın iş birliği vardır. Bu konuyu İsrail'in İtalya üzerindeki Siyonist emelleri kısmında incelediğimizden burada tekrar ele almayacağız.
"Mossad diğer ulusların güvenlik servisleriyle Kilowatt adlı uluslararası gizli bir gruba katılarak bağlantı kurdu. Bu gruba İtalya, Belçika, Almanya, İngiltere, Lüksemburg, Hollanda, İsviçre, Danimarka, Kanada, Fransa, İrlanda ve Norveç gizli servisleri üye. Mossad'ın ayrıca Portekiz, İspanya ve Avusturya ile de bağlantısı var. Bu ülkelerin birçoğunda Mossad'ın istasyonu vardır. Bu istasyonlar genellikle İsrail konsolosluklarında 'diplomasi 'adı altında operasyonlarını yürütürler." (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.153-154)
"Norveç'te yakalanan İsrail ölüm komandoları bu duruma şaşmışlardır. Çünkü İsrail ve Batılı gizli servislerin varlıkları, bir anlaşma gereği İsrail komandolarına sınırsız dokunulmazlık sağlamıştı. Filistinli aydın Wael Zu-alter ve Mahmut Ham Şavi'nin Roma ve Paris'te öldürüldükleri sırada İsrail gizli servis şefi general Zwi Zamir'in de Roma ve Paris'te bulunması yerel gizli servislerin gözünden kaçmış olamaz." (Israel's Sacred Terrorism, Livia Rokach, Son Söz)
Mossad Faaliyetlerine En Büyük Destek: İsrail Dışında Yaşayan Siyonistler
"El-Al Havayolları Mossad'ın tüm dünyada koruyucu örtüsü görevini görüyor. Mossad, El-Al Havayolları'nı o ülkeye rahatlıkla sızmak ve gerekli istihbarat için paravan olarak kullanır.
Mossad'ın Politik Hareket ve Bağlantı Şubesi, gizli ikinci Dış İşleri Bakanlığı konumundadır. Mossad'ın Politik Hareket Şubesi'nin amacı, hedef ülkelerde endüstriyel ve ticari kuruluşlar oluşturmak ve bunların hükümet üzerinde baskı kurmalarını sağlamak, bu ülkeye danışmanlar gönderip önemli mevkilere ajanlar yerleştirmektir. Bu, İsrail tarafından dünya çapında uygulanan bir sistem. Endüstriyel ve ticari kuruluşların başında bulunan ülke dışındaki Yahudilerin yanında, konsolosluklarda da Mossad ajanları diplomasi adı altında görevlerini sürdürürler." (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.153)
"İsrail'in diğer ülkelerde pek görülmeyen biçimde, İsrail dışında, dünyaya dağılmış Yahudi cemaatinden anlamlı ve sadık bir kadrosu vardır. Bu, ayrıcalıklı bir gönüllü Siyonist yardımcılar şebekesidir. Bu Siyonistler siyasi olsun ya da olmasın, bulundukları ülkelerdeki işyerlerini, mevkilerini, görev ve olanaklarını Mossad'ın hizmetine sunarlar." (By Way of Deception, Victor Ostrowsky-Claire Hoy, sf.16)
"Dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında Siyonistler ve sempatizanları vardır. Ve bu kişiler İsrail gizli servisine destek verirler. Mossad'a bu kanallarla bilgi ve materyel verilir. Bu kişiler yoluyla propaganda yapılır ve diğer pek çok hedef elde edilir. Mossad'ın aktiviteleri İsrail'in resmi veya resmi olmayan kurumlarıyla bağlantı içindedir. Bu resmi olmayan kurumların bir kısmı özellikle bu iş için kurulmuştur. İsrail'in gizli servisi çeşitli ülkelerdeki Yahudi toplumlarına, organizasyonlarına dayanır. Bu organizasyonlar ajansı güçlendirir ve bilgi akımını artırır." (They Dare to Speak Out, Paul Findley, sf.149)
"Her İsrail vatandaşı potansiyel birer ajandır. Mossad'ın başarısının en önemli nedeni, her İsrail vatandaşını potansiyel bir ajan olarak kabul etmesiydi. Örgütün güçlülüğünün bir nedeni de, Mossad'ın bilgileri toplarken ya da eylemlere girişirken bunları doğrudan kendi ajanlarıyla değil, üçüncü kişiler aracılığıyla yaptırmasıdır." (Nokta, 14 Haziran 1987)
"Bir CIA görevlisine göre, suikast ve kara propaganda gibi psikolojik ve yarı askeri, sabotaj türünden eylemlerin yanında; İsrail istihbarat servisinin işlevlerinden biri de; 'Batı'daki İsrail karşıtı grupları susturmak için kullanılmak üzere bilgi toplamaktır.' Dünyanın hemen her ülkesinde var olan Yahudi cemaatlerinde, İsrail gizli servisine yoğun destek veren Siyonistlere her türden sempatizan bulunmaktadır. Bu tür bağlantılar özenle kurulmakta, korunmakta ve bilgi, yanıltmaca, propaganda ve başka amaçlarda kullanılmaktadır. Aynı zamanda muhalefeti nötralize etmek için anti-Siyonist unsurlara da sızmaya çalışılır." (Kader Üçgeni, Noam Chomsky, sf.34)
Mossad Türkiye'de Neler Yaptı?
İsrail'in Türkiye üzerinde hesapları var mı? Bu soruya bir cevap bulmak elbette son derece önemlidir. Bu konuda akla gelen olayların biri, 90'lı yılların başında dönemin İsrail Savunma Bakanı Şaron'un söylediği "Türkiye ilgi alanımız içindedir" sözüdür:
Eski Savunma Bakanı Şaron, şu an Başbakanlık görevini yürütmekte.
"Filistin Kurtuluş Örgütü Lideri Yaser Arafat bağırıp duruyor: 'Dava İsrail'le bizim anlaşmazlığımız değildir, dünyanın başına örülmekte olan çoraplardır.' Bir süre önce Türkiye'ye de şöyle seslenmişti:
'Ortadoğu'da yeni tuzaklarla karşı karşıyayız. Türkiye'yi de içeren birtakım Siyonist hesaplarla ilgili önemli raporlar alıyorum. Kesinlikle sizi bir çemberlere sokmaya çalışıyorlar... Dikkatli olun.'
O zaman bu sözlerin üzerinde durulmadı pek. Ola ki çoğumuz Arafat'ın destek sağlamak için propaganda yaptığını düşündük. Ama tuhaf bir haber gündeme geldi:
İsrail'in saldırganlık şampiyonu Savunma Bakanı Şaron, ünlü İtalyan gazetecisi Oriana Fallaci ile konuşmasında Türkiye'yi kendi ilgi alanları içinde gördüğünü açığa vurdu." (Refik Erduran, Güneş, 16 Eylül 1982)
Türkiye'nin İsrail için hayati stratejik önemi ise Liberation dergisinde şöyle anlatılmıştır:
"Bir İsrailli yönetici söylüyor: Türkiye bizim stratejik derinliğimiz. Özellikle bizim akciğerimiz. Onsuz boğuluruz." (Liberation, 8 Ağustos 1992, Shalom Cohen)
Bernard Lewis, Henry Kissinger, Richard Perle, Zbigniew Brzezinski, Morton Abramowitz, Paul Henze, Moris Amitay, Stephan Solarz, Nelson Ledsky, Ellen Laipson, Moris Abram bu isimler Mossad'ın Türkiye'yi nasıl bir ilgi alanı haline getirdiğinin önemli göstergeleridir.
Mossad'ın Türkiye'deki geniş faaliyetleri, terör sorunu ve faili meçhuller gibi hassas konuları içermektedir:
"Emekli albay ve avukat Emin Değer'e göre istikrarlı bir Türkiye istemeyen Mossad'ın, Türkiye'deki terörün tırmanmasında parmağı olabilirdi. 12 Mart öncesi ve 12 Eylül öncesindeki olaylar 1 Mayıs 1977 olaylarına MOSSAD'ın karışmış olabileceğini belirtiyor. 1940'ların sonunda İstanbul Mossad ajanları için önemli bir merkezdi." (Nokta, 14 Haziran 1987)
"1954'te Türkiye dünyada hiçbir ülkenin olmadığı şekilde, üç uluslararası savunma paktına bağlıydı. Bu alışılmadık statü, İsrail yetkililerinin Ankara'yı öncelikli politik ve askeri dikkat merkezi yaptı. Türkiye'nin açık istihbarat için geniş bir faaliyet alanı oluşturduğunu ileri süren İsrailli politikacılar, istihbarat toplamak amacıyla Ankara temsilciliğine askeri ateşe bulundurulmasını önerdiler. İsrail'in Türkiye'deki faaliyetleri için Türkiye'nin politik pozisyonu önemli bir nedendi. Ortadoğu'daki kilit coğrafi pozisyonuyla Türkiye'nin İsrail için değeri artmaktaydı." (Israel, Turkey and Greece, Uneasy Relations in the East Mediterranean, The Hebrew University of Jerusalem, Amikam Nachmani, sf.6-7)
"İsrail Dış İşleri Bakanlığı Genel Direktörü Walter Eitan, Türkiye'nin Ortadoğu'daki gelişmelerle ilgili bilgi için en iyi istihbarat kaynağı olduğunu söyledi. Bu amaçlarla İsrail, Ankara temsilciliğinde daha etkili iletişim faaliyetleri planladı ve Türkiye'nin Irak ve Suriye sınırlarına yakın şehirlerinde konsolosluklar kurmak için çabalar harcadı." (Israel, Turkey and Greece, Uneasy Relations in the East Mediterranean, The Hebrew University of Jerusalem, Amikam Nachmani, sf.3-6)
"İsrail Gizli Servisi'nin ABD'de ve diğer Batı ülkelerinde Siyonizm taraftarı hükümet görevlileriyle yakın bağlantılar kurduğu birçok delille kanıtlanmıştır. CIA araştırmasının gösterdiğine göre 'Mossad İsrail için önemi olan her ülkenin üst düzey yetkilileri ve hükümet görevlileriyle ilişki içindedir.' 1978 Baharı'nda Washington'da bir skandal çıktı ve Senato'nun Dış İlişkiler Komitesi'nden (CFR), Stephen Bryen'ın İsrailli yetkililere gizli bilgi aktardığı anlaşıldı. Senatör Abraham Ribicoff'un yardımcısı Morris Amitay ve Richard Perle-Senatör Henry Jackson'un yardımcısı-Siyonist lobinin çekirdeğini oluşturdu." (Zionism Counts On Terror, Sergei Sedov, sf.61)
18 Mart 1993 tarihli Milliyet gazetesinde Yonca Özkaya, İsrail ve ABD'nin Türkiye üzerine son planını ele almıştı. Plan, Mossad'ın sözcüsü Melman'ın imzasıyla çıkan haberden alıntı yapılarak aktarılmıştı:
"İran'a karşı Türkiye'yle birlikte hareket etmeyi planlayan ABD ve İsrail yetkililerinin Şubat ayı sonunda Washington'da 'ABD, Türkiye ve İsrail'in Ortak Çıkarları' başlıklı bir belge hazırladığı bildirildi. İsrail gazetesi Haaretz'de 12 Mart'ta Yossi Melman imzasıyla çıkan 'Türkiye Seçeneği Tekrar Gündemde' başlıklı makalede, Amerikalıların İran'a karşı bölgede bir karşı güç oluşturmak istendiğinden söz ediliyor. Melman'ın makalesi şöyle: "İsrail Başbakanı İzak Rabin, önceki gün ABD'de Başkan Clinton ile biraraya geldi. Görüşmede ele alınan konular arasında 'Türkiye seçeneği' de yer alıyor. 'Türkiye seçeneği ' terimi, diplomasi ve Ortadoğu siyasi ilişkileri uzmanı Yahudi asıllı Amerikalı Profesör Nadav Safran'a ait. İsrail Dış İşleri Bakanı Şimon Peres, geçen ay Washington'da Amerika'lı yetkililerle görüşürken Türkiye'ye bu konuda daha fazla destek olunması konuşuldu." (Milliyet, 18 Mart 1993, Yonca Özkaya)
Bu durum, 1986 Nisanı'nda Mehmet Altan'ın "Batı, Türkiye'nin nereye kadar kalkınmasını ister" sorusuna Süleyman Demirel'in verdiği cevapta da hissediliyordu:
"Batı'nın Türkiye'ye karşı dış politikasını ayarlarken gözettiği iki husus vardır. Bir tanesi Türkiye'nin Yunanistan'ı ezecek güce sahip olmaması, diğeri de bir gün İsrail için tehlike teşkil edebilecek güce sahip olmamasıdır. Gerek İsrail gerek Yunanistan Batı'nın karakollarıdır. Ayrı devletlerdir, ama bunları Batı ile müşterek saymak lazımdır.
Batı ile karşılıklı menfaatler dendiği zaman, bizim menfaatimiz güçlenmek ve kuvvetlenmektir. Onların menfaati de, onların gayelerini aşan kuvvetlendirmeye mani olmaktır. Bütün mesele onların iradesine tabi olmadan güçlenip, kuvvetlenmeyi başarabilmektir." (Çevik Kuvvetin Gölgesinde, Ufuk Güldemir, sf.205)
İsrail, bölgede bir 'Terör Devleti' olmaya devam etmektedir. Şii-Sünni çatışması, suni Türk-Kürt ayrımı Mossad'ın Ortadoğu'da kullandığı 'Böl ve Parçala' ilkesinin bir sonucu olarak sürekli körüklenmektedir. Bölgenin güvenliği ve barışı için atılacak adımlarda, bu bilginin göz önünde bulundurulması gereklidir. İzi bir türlü bulunamayan bombaların ve cinayetlerin arkasındaki asıl gücü göz ardı etmek Türkiye'yi karanlıklara itmekten başka bir şey olmayacaktır.
Yazarı : Abdülhamit Hanoğulları
Ekleyen :
Abdülhamit
Gönderdiği Son 50 Yazı : 





Yazı hakkındaki yorumlar : |
DUYURULAR |
|
TOPLAM SİTE İZLENME |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |