ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,
Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak
muhafaza eyle,
Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını
bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız
sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize
layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle!
Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın!
Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!
A.H. Not: Bu yazıda okuyacağınız hikayeden çıkaracağınız sonuçlar acaba içinizi burkacak mı? Evet, günümüz Türkiye'sinin tutturulduğu yolu özetleyen bir hikaye, iyi okumalar..
Zamanın birinde; adamın biri, kasabanın tam ortasına bir “çeşme” yaptırmış... Üzerindeki mermere deşöyle bir yazı yazdırmış: “Bu çeşmeden herkes su içebilir, ama Müslümanlar asla!” Müslümanlar şaşırmış... Çünkü, “çeşme”yi yaptıran bir “Müslüman”, ama o yazıyı yazdıran da aynı Müslüman!
Çıkmış biri Kadı Efendi’nin huzuruna ve şikâyet etmiş adamı... Kadı hazretleri, ertesi gün yaka-paça getirtmiş adamı:
“Be adam, bu ne densizliktir!”
Adam, “O yazıyı yazdırmamın bir sebebi var” demiş ve “hikmet”in anlaşılabilmesi için, kendisine “tutuklama yetkisi” verilmesini istemiş. Hikaye bu ya... Kadı da merak etmiş, işin nereye varacağını...
Ve, istenen “yetki”yi vermiş.
Adam, dönmüş kasabaya... Aldığı yetkiye dayanarak, önce kasabadaki Haham’ı tutuklamış!... Bütün Yahudiler ayağa kalkmış... Gürültü-patırtı, tepki, protesto derken, varmışlar Kadı Efendi’nin huzuruna: “Haham’ımızı isteriz!” Haber salmış Kadı Efendi kasabaya... Haham "serbest" bırakılmış.
Birkaç gün sonra, bu defa kilisenin “Papaz”ını tutuklamış çeşmeyi yaptıran adam. Bu defa Hıristiyanlar ayaklanmış... Doğruca Kadı Efendi’nin huzuruna: “Papazımızı isteriz!”
Uzatmayalım... O da "serbest" bırakılmış.
Çeşmeyi yaptıran adam, bu defa kasabanın tek “imam”ını tutuklayıp, atmış zindana.
Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, üç gün geçmiş.... Ne bağıran var, ne çağıran!... Kadı Efendi beklemede... Ne gelen var, ne giden!... Dayanamamış, kendi düşmüş yollara... Gelmiş kasabaya.
Gelirken de, karşısına çıkan kasabalılara sormuş: “Sizin bir imamınız vardı, duydum ki tutuklanmış, acaba suçu neydi?”
Dudak bükmüş kasabalı: “Devlet tutuklamışsa, vardır bir sebebi!... Zaten, son günlerde ileri-geri lâflar ediyordu... Çeksin cezasını zindanda!!!”
Kadı Efendi, aldığı bu cevaplardan sonra, gitmiş “çeşmeyi yaptıran adam”a... Kucaklamış onu:
“Haklıymışsın!... İmamlarına bile sahip çıkmayan insanların, o çeşmeden su içmeye hakları olamaz!...
O yazı, bir ibret levhası olarak kalsın çeşmenin üzerinde!”