|
|
|
|
Köşe Yazısı |
|
Abdülhamit Hanoğulları * |
Geri Dön Başörtüsü Karşıtlarına! Bir İslam ülkesi düşünün ve bu ülkenin yaşam tarzı laiklik çerçevesinde bağımsız, özgür bir ülkedir. Sonra birileri çıkıp bu ülkenin özgürlüğünü hiçe sayarak bir takım yasaklar koysunlar. Ulu önder Atatürk vatanı ve dini için birçok şey yapmıştır. Vatanımız için yaptıklarını anlatmaya gerek yok destanlar yetmedi, dinimiz için yaptıklarını da bir çok kişi, kurum, dernek bilmez veya bilmek istemez. Bir takım gruplarda bilmek istediği gibi bilir. Bazı mason zevatlarda yok Atatürk masondu, yok Yahudi idi gibi iddialar ortaya atıp, hatta bazen yalan belge hazırlama hünerleri ile sinsi bir şekilde projeler üretmekteler! Yalan belgelerine inanan varmıdır bilmem, hani zamanında Demirel'in sahte "mason değilim" belgesi alması olayı gibi!!! Atatürk, Kuran'ın Türkçe’ye çevrilmesi emrini verirken, Atatürk'ün isteği Müslüman milletinin imanının güçlenmesidir. Çünkü, milletinin ihtiyacını iyi bilmekteydi. Bunu ifade ettiği sözlerden bir tanesi şöyledir: "Camilerin mukaddes mimberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle Müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 1, s. 225) Şunu da merak ediyorum. Bu ülkenin bu durumda olmasından utanan birilerinin olduğu için utanan, yüzleri kızaran sorumlu ve mevki sahibi birileri var mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü olmuş olsa, utançlarının ve yüz kızarıklıklarının büyüklüğüne dayanamayıp hatalarını düzeltirlerdi. Karşılarına geçip sorsalar “Dininiz ne?” “Müslüman’ız derler” Gelin görün ki her şey değeri Türk parasıyla beş para etmez sözlerde, laflarda kalır. Merak ediyorum neden Müslüman’ız derler. Aklıma şu geliyor; İşte bundan utansalar gerek. “Müslüman değiliz.” Demekten utandıkları için. Ben böyle sanıyorum. Dinimiz İslam ve dinimizi yaşamaya engel olmaya kimin gücü yetebilir. Ama işte “Burası Türkiye!” etiketini hemen bu araya yapıştıralım. Nasıl insanlar bunlar, insanlar mı? Yoksa ruhlarını şeytana teslim etmiş yeni bir tür yaratıklar mı? Bu insanlar Müslüman bir ülkenin ekmeğini yiyip, Anadolu’da Mehmet dede ay sonunu yarı tok, yarı aç nasıl getiririm diye düşünürken ve alnı secdede, onlar İstanbul veya Ankara'nın en lüks semt ve evlerinde, ertesi akşam gidecekleri kokteyl veya partiler için milyarlık elbiseleri denerken, bir el yağda bir el balda, oh ne güzel siz kalkın başörtüsünün değerini anlamak istemeden “yasak” diyin. Biz Müslümanların manevi değerlerini ayaklar altına almaya çalışın. Yaradan aşkına, yaradan emretmiş, sizler kim oluyorsunuz, ne sanıyorsunuz kendinizi. Ey yasakçılar Allah’a şirk koşuyorsunuz, Allah’a Kurâna karşı geliyorsunuz. Milyonlarca Müslüman’ın bedduasını, ahını aldınız. Yarın yaratanın huzuruna çıktığınızda ne cevap vereceksiniz. Bizler hakkımızı sonuna kadar helal etmiyoruz sizlere. Sizlerin, geçmişteki kimliği ne biliyor musunuz? Sizler yeni yüzyılın Ebû Cehil’lerisiniz. Sizler aslını inkar eden, bu ülkenin topraklarında yaşamayı hak etmeyen Siyonistlerden, sebataycılardan başkası değilsiniz. Sizler geçmişini inkar eden, bu ülkenin toprağını, suyunu, ekmeğini hak etmeyen, kimliği belli olmayan kişilersiniz. Bu yaşadığımız cennet vatanı için nice şehitler yere düştü, ruhları şâd oldu. Hepsi canını; vatanı, namusu ve dini uğruna seve seve feda ettiler. Bayrak inmez, ezan dinmez dediler… Hiç düşünmediler arkada kalan analarını, babalarını, bacılarını ve sevdiklerini. Çünkü biliyorlardı onlar ölüme aldırmadan savaşmazlarsa bu ülkenin dinsizlerin, düşmanların eline geçeceğini. Ben yineden biliyorum, bu dünyadan göçüp gittiğimiz zaman ahir hayatta bizlerden önce şehitlerimiz yasakçıların yakalarına yapışıp hesaplarını soracaktır; “Biz bu vatanımız için, İslam için karşılıksız canlarımızı verdik, sevdiklerimizi gözü yaşlı bıraktık, siz nasıl bizim soyumuzun inançlarını hiçe sayıp, önüne duvarlar örersiniz. Yaptıklarınızla torunlarımız rahat okuyamadı, çalışamadı. Siz yaradanın emirlerine nasıl karşı gelirsiniz?” Yine ne diyor büyük şair, M.Akif Ersoy şiirinde; Bu arada yazımızın sonuna gelirken şu dip not mahiyetindeki yazıyı eklemeden yapamayacağım: “Elleri, ayakları, sesi titreyen, ama yüreği hiç titremeyen ihtiyar bir adam.. Bir “führer” edası içinde, Müslüman milletin meclisinin kürsüsünden bir hanımefendiye “Merve Kavakçı” şöyle bağırmıştı: “Bu kadına haddini bildirin!” O manzarayı ve “Bu kadına haddini bildirin!” diyen titrek sesli ihtiyarı, mason olan Ecevit’in bu din dışı tavrını, bu Müslüman Türk halkı unutmayacaktır… Biz Müslüman halk olarak o insana hakkımızı helal etmiyoruz… Yeni liderlerimiz, Çanakkale’de, Gaziantep’te, Kars’ta vatanın her zerresinde şehit yatan evlatları olan halkımızı hakkettiği yaşam seviyesine çıkarmasını bilmelidir. En basit bir vatan haini kadar alçalmamalı, dinini milletini ayaklar altına almamalıdır. Dünyada 1.5 milyar Müslüman halk varsa, bilmeliyiz ki yedi düvelin saygı ile eğildiği şanlı atalarımıza Osmanlı’ya borçluyuz. Geçmişini bilmeyen millet, geleceğini bulamaz!!!” A.H. Not : Aylar önce yazdığım aşağıdaki yazımı bir kez daha yeniden ekleme gereği gördüm.. Ülkemizde, masonik medya tarafından gündemden düşürülmeyerek adeta çok büyük bir ülke sorunu haline getirilen başörtüsü olayı; tamamen ülke gündemine bir takım odaklar tarafından servis edilmektedir. Ülkemizin içinde olduğu ekonomik ve güvenlik meseleleri dururken Müslüman bir ülkede bir inancı sorgulamanın gereği ne olmalıdır? Aslında cevap belli, misal; Üniversite rektörlerine bakınız bir çoğu mason localarına, Rotary ve Lions gibi masonik kuruluşlara üye olan bu şahsiyetler günden güne açıklamalar yaparak üstlerine düşen görevleri çok iyi bir şekilde yerine getirmektedirler. Bu ülkenin kuvvet dinamiklerinden en önemli etkenin İslamiyet olduğunu çok iyi belleyen masonik mihraklar, geçmişte Ezan-ı Muhammediyenin Arapça okunması yönünde girişim yapan Adnan Menderes'i idam ettikleri gibi; bugünde başörtüsü karşısında aynı tutumla hareket etmektedirler. Başbuğ Atatürk'ün bir gecede bütün mason localarını kapatmasını geçmiş tarihimiz bağıra bağıra bize seslenmekte; gelin görün ki anlamak ne çare, duyamıyoruz bile!! Bugün ise Başbuğ Atatürk'ün kapattığı mason localarına üye olan birçok şahsiyet, Atatürkçü Düşünce Dernekleri gibi derneklerin yönetim kadrolarını oluşturmaktadır.. Varın bu düğümü kafanızda siz çözün!!! Ama sanırım bu düğümü denizci düğümü atmışlar gibi(!?) Ezan-ı Muhammediye aşkına gündür hesabı soruklacak! Gün adı Yüce Mevlanın insanlığı hesaba çekeceği gün AHİRET günü olsa bile!
"Söylesem tesiri yok, Sussam; Gönül razı değil!" Fuzuli
Kısa bir giriş faslından sonra yazıma başlarken şu cümle ile başlamak istiyorum. “Bu ülkenin böyle bir durumda olmasından dolayı üzülüyor ve içim yanıyor.”
Koydukları yasaklardan biri ne biliyor musunuz?
Resmi yerlerde dinin emrettiği gibi giyinemezsiniz. Biz Devletiz, bizim emrettiğimiz gibi giyineceksiniz, diyorlar. ''Türkiye Laiktir laik kalacak'' Diyerek başörtüsüne saldıranlar bilmelidir ki : İslam hiç kimsenin inancına zorla müdahale etmez. Sunuda bilmelidirler ki Laiklik yasakçılık değil tam aksine özgürlüktür.Ve bu özgürlük bütün insanların inançlarına hiç kimsenin baskısı olmadan yasayabilmesidir. Ne oluyor sonunda güçlü olan kazanacağı için, devlet istediği bir eylemi yasallaştırıp kendi Türk’daş vatandaşına zorla uygulatmaya çalışıyor ve de maalesef kendi nezninde başarılı oluyorlar.
Atatürk dinine bağlı bir liderdi ve bu amaçta dini için bir çok hizmeti vardır. Okumak ve görmek isteyenler, küçük bir araştırma ile çok fazla belge ve resme ulaşabilirler. Bu bağlamda Çanakkale Savaşları sırasında ve Ata’nın sosyal yaşamında aldığı notlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum; “Bombasırtı vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim. Siperler arasında mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine geçiyor... Fakat ne kadar gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz?... Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor, sarsılmak yok... Okumak bilenlerin ellerinde Kur'ânı Kerim, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk Askerindeki ruh ve kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve tebrik bir misaldi. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Savaşlarını kazandıran bu yüksek ruhtur... MUSTAFA KEMAL (Anafartalar Grup Komutanı)”
Atatürk, Kuran okutulmasına da son derece önem vermiştir. Hafız Zeki Çağlarman Atatürk'ün bu yönünü şöyle anlatmıştır: "Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Hanım'la uzun yıllar komşuluk yaptık. Her yıl Ramazan ayı yaklaşınca Atatürk kız kardeşine; "Makbule, Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme"der ve hatim okuyacak hafıza hediye edilmek üzere bir zarf içerisinde para verirdi." (Din Toplum ve Kemal Atatürk, Ercüment Demirer, s.10)
Başörtüsü yasakçıları bu arada size de bir çift lafım var; Atatürk bu günleri görseydi, sizler gibi Müslüman Türklerin olduğuna ve en acısı sizler gibi Türk Devlet adamları olduğu için utanç duyacağından hiç şüphem yok. Başörtüsü yasağına bahane bulduğunuz laiklik kavramı da ulu önder Atatürk’ün sözlerinde çürüdü. Bunu ben demiyorum Ata’nın sözleri diyor, geçmişten gelen belgeler diyor. Sığınacak bir bahanenizde kalmadı. Kendinizi savunacak yüzü hangi ülkede arayacaksınız veya arardınız merak ediyorum. Sizler Türk tarihinin kara lekeleri olarak tarihe geçtiniz, tebrikler.
Türkiye bağımsız, özgür, çağdaş, demokratik bir Müslüman ülkesidir, öyle değil mi? Pardon düzeltiyorum yanlış mı söyledim! Sanırım, şu şekilde telaffuz etmiş olsam yalan söylemek eylemini işlememiş olurum. Müslümanlığını yaşayamayan bağımsız bir ülke desek daha doğru olur. Hangi özgürlük ve bağımsızlık maddesinde vardır. Bunu örtersen şuralara giremez, çalışamaz, okuyamaz, evine ekmek götüremez ve şu haklardan mahrum kalır, yaşama dair beyaz bakışların siyah olur. Nedir bu örtülen sorabilir miyim? Cevap; BAŞÖRTÜSÜ; Yani bir Dünya bayanının Dini inançlarını idame etmek için başına taktığı bir bez parçası. Bağımsız bir ülkede insanların dini inancını yaşaması gibi doğal bir şey olamaz dimi.
Ben biliyorum ki ülkemizde başörtüsü yüzünden okula gönderilmeyen ve umutları daha genç yaşta dipsiz kuyulara düşüveren bir çok kız çocuğu var. Hani nerde batı zihniyetli medyamız, hiç bu yönde haber yapılmıyor. Başörtüsünü savunan medya nerde, hangi delikte hangi Siyonist pazarlıkları yapıyor, kim bilir? Medya maymunu olmuş ahlak kavramı olamayan şahsiyetlerin aşk hayatlarını haber yapmaktan da sıra gelmediği de ayrı bir içler acısı durum!
Olsun ne var yani, en fazla ahirete kadar konuşabilirsiniz ve yasağınızı icra ettirebilirsiniz. Hangi vicdana, hangi insan şerefine sığar bunlar. Bu insanlar hangi topraklarda doğdu. Hakikaten bunları çok ama çok merak ediyorum..
Ne diyor büyük şair; “Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, “Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar.” Ey Mehmet Akif, ne yazık ki, canavarlar boğmaya çalışıyorlar, çocuklarımızın, yeni nesillerimizin ve resmi yerlerde çalışan bacılarımızın dinini yaşamasına engel oluyorlar. İmanı daha genç yaşta köreltiyorlar ve imanı zayıf genç neslin yetişmesine zemin hazırlıyorlar. Bizler “Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur! Ruhsuz beden cesetten ibarettir!” diyorken.. Ruhu da bedenide yaralıyorlar..
Ağaç yaş iken eğilir, der atalarımız. Çocuklarımızı genç yaşta, İslam’ın şartlarından biri olan başını örtmek gibi, manevi doğal hakkı olan, önemli bir şarttan mahrum kılıyorlar.
“BACIMIN ÖRTÜSÜ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE,
ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ, TÜKÜRSEM YÜZÜNE,
MEDENİ OLMAK AÇMAKSA EĞER BEDENİ,
DESENİZE;
HAYVANLAR İNSANLARDAN DAHA MEDENİ!!!”.
SAYGI VE SEVGİLERİMLE, ABDULHAMİT HANOĞULLARI..



ATAMIZIN SÖZLERİNİNDE YER ALDIĞI VİDEO

Yazarı : Abdülhamit Hanoğulları
Ekleyen :
Abdülhamit
Gönderdiği Son 50 Yazı : 





Yazı hakkındaki yorumlar : |
DUYURULAR |
|
TOPLAM SİTE İZLENME |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |