Türkiye
   Siyonizm
   İstihbarat
   Din
   Mektup
   Dünya
   Analiz - Araştırma
   Arasta
   Tarih
   Metafizik


YA RABBİ

Bizleri ilminle zengin et,

Güler yüz ve iyi huyla lütûflandır!

Öfkelerimizi tutacak sabur

ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,

Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak muhafaza eyle, Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle! Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın! Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!

AMİN!..

Allah'ın İsimleri


Allah'ın Habibi ve İnsanlığın Rehberi Alemlere Rahmet Peygamber Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz ve Hayatı!


NAMAZ HAKKINDA HERŞEY! "... Namaz dinin direğidir... ilk hesap namazdandır... " Hz. Muhammed (SAV)


TÜRKİYE'NİN 1 NUMARALI KANALI! Online İzle!

SERHENDİ TV YOUTUBE


MUTLU OLMAK VE HUZUR İSTİYORSANIZ, İZLEYİN!

 


Web sitemiz olarak inceleyip, desteklediğimiz yardım kuruluşu Nezir Derneğidir.
 



Son Videolar

  Siyonizm hakkında!
  İsrail'in terör ajandası! Katillik geçmişi!
  Sırlara Bürünmüş Bir Allah Adamı!
  Gelenler - Böl ve Parçala
  Atatürk ve İslam; Gerçek Atatürk
  Namaz Kılmanın Önemi!
  Bir Allah Dostunun Şeytana Olan Cevabı!
  Şeytan ve Siyonizm! Mutlaka İzlenmeli
  Başörtüsü ve Siyonizm
  Siyonizm ve BOP

Ana 
sayfa yap Bana yazın Sayfayı yazdır

www.cezmiyurtsever.com
www.dallog.net

ANKET
Mason locaları sizce ülkemizde kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Karamsar



Türk Anaları

  Vatan Size Minnettar
  Nene Hatun
  Ayşe Çavuş
  Fatma Seher Hanım
  Gördesli Makbûle
  Kara Fatma
  Süyünbike
  Şerife Bacı
  Tomris Hatun
  Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası





Bir Söz ve Resim
Zehr ile pişen aşı
Yemeğe kim gelir.

Yunus Emre


Bugün Tarihte Olanlar
25 Temmuz-Tarik bin Ziyad'in Ispanya'yi fethi (711); Ilk lokomotifin calistirilmasi (1814)



 

 
Lionscuk Tuncay Özkan ve Analizi - Anti Siyonizm

Lionscuk Tuncay Özkan ve Analizi
 

 Okan İşbecer * 


Kategori: Analiz - Araştırma | Gönderen: Eşref | Tarih: 29.05.2008

Geri Dön


      

A.H. Not: Tuncay denen adam yani "para" sevdası ile yapamayacağı bir şey olmayan bir adam! Zaanında devlet olanaklarını fazlasıyla kullanıp kendine sermaye yapan bir adam! Toplumda ayrışmanın kutup başlarını belirgin yapan sözde laikçiliklik yaparak Dine saldırılan "cumhuriyet mitingleri organizatörlerinden" biri! Mason lions derneklerinden gururla ödül alan bir "maşa"! Aşağıda bu adamla ilgili bir yazı yayınlanmış, masonik bir şahsiyet olduğu ve dış odakların sevdiği maşalardan biri olduğu için bu yazıyı siteye koyduk!

Cumhurbaşkanlığının Abdullah Gül’e teslim edilmesinden sonra bir kısım “Atatürkçü”nün elinde kalan son mevzi olan Kanaltürk’ün Fethullahçı Akın İpek’e satılmasının yankıları sürüyor. Tuncay Özkan’a kanan 1 milyonun üzerindeki insanın bir kısmı artık mücadeleden umudunu kesip elini eteğini çekme yolunu tutmuşken, bir kısım “BizKaçKişiyiz”ci de inat ve ısrarla Tuncay’ın peşinden hayal alemine dalmakta ısrar ediyor.

“Kanaltürk öldü, yaşasın Bizim TV!” şiarıyla yola devam eden Tuncay, Atatürkçülerin umuduyla oynamaya devam edecek gibi görünüyor.

Geçtiğimiz hafta İnan Kahramanoğlu, hepimizin bildiği ve cuk oturan Zübük benzetmesiyle satışın trajikomik durumunu gözler önüne sererken, Celal İmren de Tuncay Özkan’ın Kanaltürkçüleri zaten satışa getireceğini, hatta bu satışın sinyallerini aylar öncesinden verdiğini hatırlatıyordu.

Yazısını Tuncay’ın durumunu çok güzel ifade eden bir halk türküsünün sözleriyle bitiren İmren, yine de umutsuzluğa kapılmamak gerektiğini, mücadele içerisinde bu tür sahtekarların her zaman olabileceğini belirterek gerçek Atatürkçü mücadeleye devam çağrısında bulunmuştu.

Biz de bu hafta Tuncay’ın evveliyatını da biraz karıştırarak satış olayına açıklık getirmeye çalışacağız. Çünkü bu olayın bizce etrafta dolaşan “Atatürkçülerin kandırılması, satışın psikolojik etkileri” gibi tartışmalardan çok daha farklı bir boyutu var.

Devir devir Tuncay Özkan

Tuncay Özkan “Milli Şef” olmadan önce biliyorsunuz gazeteciydi.

Gazeteciliğe 1981 yılında Ankara’da başlayan Tuncay’ın basına esas sızması ise 1984 yılında Hürriyet grubuna bağlı Hürgün gazetesinde çalışmaya başlamasıyla olmuştur. Daha sonraki durağı Cumhuriyet gazetesi olan Tuncay’ın, özellikle 90’lı yılların ortalarından itibaren yıldızı parlamaya başladı.

1996-2002 tarihleri arasında Kanal D’yi yöneten Tuncay, 2002 Temmuzundan sonra Karamehmet’e ait Akşam grubuna geçti. Doğan grubu bünyesindeki Radikal ve Milliyet’te köşe yazarlığı da yaptı. Çukurova grubundan ayrıldıktan sonra ise kalpaksız Kuvayı Milliyeci pozlarında gördük kendisini.

Aslında bu hayat hikayesi özeti bile karşımızdaki adamın ne kadar ilkesiz ve tutarsız olduğunun kanıtı.

Cumhuriyet, Doğan Medya ve Karamehmet grubunun üçünde birden iş yapmak gerçekten de her babayiğidin harcı değil. Ama söz konusu Tuncay ve çıkarları olunca gerisi teferruattır.

Tuncay, 28 Şubat’ın ilk yıllarında Radikal’de konuşlanıyor. 1998-2001 tarihleri arasında bugün küfrettiği İsmet Berkan’la aynı gazetede çalışan Tuncay, o zamanlar haftalık yazıyor.

Gazetenin konseptine uygun Kürtçü çıkışlar ve 28 Şubat’ın yeni yapılmış olması nedeniyle Şeriatçı terör örgütleri hakkında o dönem moda olmuş yazı dizileri ve yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan Tayyip’in yolsuzlukları Tuncay’ın belli başlı konuları.

Şimdi;

“Bunda ne var? Adam daha o dönem Tayyip’le uğraşmaya başlamış!”

diyebilirsiniz ama işin aslı pek öyle değil.

99 seçimlerinin hemen sonrasında polis, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluklarla ilgili operasyon başlatır.

Belediye İktisadi Teşekkülleri (BİT) adlı kuruluştaki yolsuzluktan dolayı Tayyip ve danışmanları topun ağzındadır. Ama Tuncay, operasyonun seçimler sonrasına getirilmesinden ve Fazilet Partisi’nin oy oranının bu durumdan etkilenmemesinden gayet memnundur. 29 Nisan 1999 tarihli “Üç Kilit Adam Aranıyor” başlıklı yazısında polisin zamanlamasından dolayı memnuniyetini dile getirir.

Mesut Yılmaz’ın tetikçisi

99 seçimlerinden sonra ise Tuncay’ın önlenemez yükselişi başlar.

2001 yılının Şubat ayında Radikal’den ayrılır ve bir basamak atlayarak Milliyet’e geçer. Bu geçişte dönemin Başbakan Yardımcısı olan Mesut Yılmaz’la kurduğu iyi ilişkilerin de etkisi vardır. Zaten kendisi de başı ne zaman sıkışsa Yılmaz’ın yardımına koşar. Hem de ne koşmak?

Tuncay artık Aydın Doğan’ın tetikçiliğini bile aşarak bizzat Mesut Yılmaz’ın tetikçiliğine soyunur. İftiralar, yalancı şahitlikler hepsi Mesut Yılmaz içindir. Devran döndükçe, iktidar değiştikçe Tuncay da değişmiştir. O günlerde Mesut Yılmaz iktidardı ve iktidar el üstünde tutulmalıydı.

Tuncay’ın bu dön baba dönelim tavrı ve rakip tanımaz hırsı pek çok bilinen ismin olur olmaz ithamlarla suçlanmasına sebep olmuştur. Kanal D’ye geçer geçmez Uğur Dündar’ın başını yiyen Tuncay’ın Mesut Yılmaz’ı koruma içgüdüsü, dönemin İçişleri Bakanı olan Sadettin Tantan’ın da başını yakmıştı.

Hikaye çok eski değil, o nedenle hatırlayacaksınız. Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde bir dizi yolsuzluk operasyonu yapılıyor. Beyaz Enerji operasyonu, Balina ve Örümcek Ağı operasyonları bunların en bilinenleri. Beyaz Enerji operasyonundan sonra Enerji Bakanı Cumhur Ersümer istifa etmek zorunda kalıyor. Balina operasyonunun ucu ise Mesut ve Turgut Yılmaz’a kadar uzanıyor.

İşte tam da bu noktada devreye giren Tuncay, bütün bu operasyonların Mesut Yılmaz’a karşı bir komplo olduğu iddiasını ortaya atıyor. İddiasına kanıt olarak da Balina operasyonu sanıklarından Abdurrahman Yakupreisoğlu’nun;

“İfademe beyanım dışında eklemeler yapılmıştır. Ben ifademde Mesut Yılmaz, Turgut Yılmaz, Sümer Oral gibi isimler geçirmedim. Daha sonra da önüme getirilen ifadeyi baskı altında imzalamak zorunda kaldım”

şeklindeki ifadesini gösteriyor.

Bununla da yetinmeyen Tuncay, bütün bu komploların sorumlusu olarak dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ı gösteriyor.

17 Mayıs 2002 tarihli “Oyun İçinde Oyun” başlıklı yazısında şunları yazıyor:

“İzmir’de yürütülen soruşturmalar sırasında oluşturulan siyasi komplo olayı, Türkiye’nin aslında temiz toplum yolunda ilerlerken önünde hangi engellerin bulunduğunun da göstergesi. ‘Balina ve Örümcek Ağı’ operasyonlarında olaylar, gerçekler, belgeler bir yana konmuş, siyasi olgular üzerine bir komplolar silsilesi oluşturulmuş. Tantan’ın siyasi çabaları yüzünden operasyonlar adli ve mali değil, siyasi boyutlarıyla öne çıktı. Üstelik düzmece ifadeler kasalarda saklandı. Neden? Sakın ola ki ‘Yurttaş Hareketi’ denilen siyasi oluşumun seçim hesapları olmasın bu işin arkasında?

Sonrasında ise Mesut Yılmaz, Tantan’a savaş açacaktır. Gerekçesi ise Tantan’ın Cumhur Ersümer ve Cavit Kavak’ın telefonlarını Mesut Yılmaz’dan izinsiz dinlemesidir. Hatta Mesut Yılmaz bir grup toplantısında; “Aramızda hainler var” bile demiştir. Buna karşılık Tantan da;

“Efendim, ‘yolsuzluk operasyonları çerçevesinde partimizden şunları şunları takibe aldık’ diyecek halimiz yoktu”

diyerek kendini savunmuş ve istifa etmişti.

Tuncay’ın Tantan’a attığı ikinci iftira ise Tantan’ın Fethullahçı olduğu idi.

Bu iftira ise yukarıdakinden bir yıl önceye denk düşer. İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İstanbul’daki 3055 polisin tayini için kararname düzenler. Gerekçe bu polislerin “çete-mafya” işlerine bulaşmalarıdır. Zamanın İstanbul Valisi Erol Çakır, bu tayinlere direnir ve İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturmaya uğrar. Bunun üzerine Tuncay, Tantan’a tavır alan valiyi savunan bir yazı yazar.

Tarih 20 Nisan 2001. Yazının başlığı: “Valiye Çirkin Tuzak.”

Yazıda Tantan’ın Fethullahçı olduğunu, tayinlerin de emniyet içerisindeki Fethullahçı örgütlenme için yapıldığını belirtir:

“Emniyet Müdürü ile İçişleri Bakanlığı bu karşı çıkışı nedeniyle Erol Çakır’ın valilikten alınmasını istiyor. Bu konuda İçişleri Bakanlığı müfettişleri soruşturma üstüne soruşturma yapıyorlar. Vali gitsin bu operasyon gerçekleşsin diye. Peki ama bu kadro operasyonuyla gelecek olan kişiler kim olabilir? Emniyet içinde Fethullah Gülen’in kadro harekatını bilmeyen kaldı mı? Ben araştırınca gördüm ki, Fethullah Gülen ve adamları emniyette, özellikle üst düzey yöneticiler ile telefon dinlemede etkili olan istihbarat birimlerini ele geçirmek için inanılmaz bir çabanın içindeler.”

Bir diğer ilginç hikaye de Türkbank yolsuzluğu ile ilgili.

Biliyorsunuz Mesut Yılmaz bu dava ile ilgili Yüce Divan’da yargılandı. Duruşmalardan birinde aralarında Tuncay’ın da bulunduğu dört gazeteci (Uğur Dündar, İsmet Berkan ve Sedat Ergin) bilgilerine başvurulmak üzere mahkemeye çağırıldı.

Üç gazeteci konu ile ilgili bildiklerini mahkeme heyeti ile paylaşırken bizim Tuncay adeta Yılmaz’ın avukatlığını yapmıştı. Mesut Yılmaz’ın mafya ve çetelere karşı nasıl mücadele ettiğini anlatan Tuncay’ı, Eyüp Aşık’la Alaattin Çakıcı arasında geçen ve dinlemeye takılan telefon görüşmesi yalanlıyordu.

Çünkü Aşık, Çakıcı’ya Mesut Yılmaz’dan aldığı bir haberi iletiyordu: “Amerika’ya senin için ekip gönderiyorlar, kaç!” İşte Tuncay ve onun çetelerle mücadele eden Başbakanı.

Son olarak kendisinin Mavi Akım’ı savunan ilk gazeteci olduğunu hatırlatalım.

Görüldüğü gibi Tuncay bir dönem Mesut Yılmaz’ın has adamı olmuş, bütün yeteneklerini Yılmaz’ı aklamak ve rakip olarak gördüğü kişileri karalamak için kullanmış. Bunu yaparken de pek fazla zorlanmamış. Çünkü iktidarın bütün gücü arkasındaymış. Bütün bilgiler Tuncay’a akarmış. Yani Tuncay’a günümüzün Fehmi Koru’su da diyebiliriz.

Tuncay MİT’le çalıştı iddiası

Tuncay’la ilgili ortaya atılan bir ilginç iddia da Tuncay’ın MİT’e çalıştığı iddiası.

Bu iddia da yine Mesut Yılmaz döneminden gelen bir şey. Tuncay o dönem sadece Yılmaz’la değil, MİT Ankara Bölge Daire Başkanı olan Şenkal Atasagun’a da çok yakın. Bu yakınlığın muhbirlikten kaynaklandığı aşikar. Mesut Yılmaz, Şenkal Atasagun ve Tuncay Özkan ülkeyi yöneten troykadır artık. Tuncay’ın yükselişi de esas bu döneme tesadüf eder. Birbiri ardına bomba haberler patlatan Tuncay, ödül üstüne ödül almaktadır.

MİT ajanı etiketi ise Tuncay’ın sırtına artık yapışmıştır. Ama nedense kimse bunu yadırgamaz. İddia ortaya atıldığında bütün medya camiası bunu çok doğal bir şey olarak karşılar. Çünkü söz konusu olan kişi Tuncay’dır ve Tuncay’ın giremeyeceği kılık yoktur.

Hatta o dönem Tuncay “Bir Gizli Servisin Tarihi” isimli bir kitap da yayınlamıştır. O dönem çok ses getiren kitap meğerse Şenkal Atasagun’la beraber hazırlanmış.

İddianın sahibi, MİT eski Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür. 2002 yılında konuya açıklık getiren Eymür, Tuncay hakkında şunları söylüyor:

“Esasında Tuncay Özkan uzunca bir müddet, o tarihte MİT Ankara Bölge Daire Başkanı olan Şenkal Atasagun’la birlikte çalışmıştır. MİT’le ilgili anlatımlarının bir kısmı Şenkal Atasagun’un şahsi fikirleridir. Bazı eski MİT’çilerle görüşmeleri bizzat Atasagun organize etmiştir. Kitap basılmadan önce MİT’in incelemesine sunulmuş ve Psikolojik İstihbarat Başkanlığı tarafından incelenerek bazı bölümlerin düzeltilmesi istenmiştir.”

Ayrıca kitapta bazı bilgi yanlışları olduğunu da ifade eden Eymür, bunun da bilinçli olarak yapıldığını söylemiştir.

Hemen yakın zamanda Mahir Kaynak da MİT üzerine bir kitap yayınlamış ve MİT tarafından dava edilmişti. Tuncay’ın kitabında daha ayrıntılı bilgiler olmasına rağmen herhangi bir takibata uğramaması da kafalardaki soru işaretlerini artırıyor.

PKK’dan önce Kürtçü talepleri dillendirdi

Bu kadar dönekliğin, kıvırmanın, yalakalığın içerisinde tutarlı bir şey yok mu diyeceksiniz. Var tabi olmaz mı!

Daha önceki yazılarımızdan birinde Tuncay’ın Kanaltürk’teki bir konuşmasında teröristbaşı Apo’yu sözde barış için kullanmaktan bahsettiğini yazmıştık. Daha birkaç ay önce Apo’yu yere göğe sığdıramayan Tuncay;

“Abdullah Öcalan, Türkiye’deki barışı ve kardeşliği yüceltmek için kullanılamazsa, Abdullah Öcalan’ın bugünkü açılımını ve yaklaşımını Türkiye değerlendiremezse çok yazık eder. Abdullah Öcalan’ın bugünkü siyasi tutumu, Türkiye’nin bütünlüğüne, birliğine çok farklı bir açıdan yarar sağlar. Türkiye biraz akıllı davranmak zorunda. PKK sorunu ya da emperyalizmin Kürt halkını kullanarak Türkiye halkını parçalama olgusu Abdullah Öcalan ile birlikte çözüme kavuşturulabilir” demişti.

Şimdi yıllar öncesine uzanalım. Mesela 1999 yılına.

Tuncay o dönem Aydın Doğan’ın “sol” gazetesi Radikal’de haftada bir yazıyor. 1 Temmuz 1999 tarihinde yani Apo yakalandıktan birkaç ay sonra yazdığı

“Artık Tek Yol Barışmak”

başlıklı yazısında şunları döktürüyor:

“Kürt dilinin öğretilmesi, hatta Kürtçe televizyon ve eğitim kurumlarının kurulması noktasında devlet bir adım önde olmalıdır. Bunu Pişmanlık Yasası ile de pekiştirmek gerekir...”

Tuncay’ın o dönem savunduğu şeylerin hepsini AB talep ediyor, AKP uygulamaya koyuyor. İşin ilginci, Tuncay’ın bu talepleri PKK’dan bile önce dile getirmesi.

Tuncay Fethullah’ı aklıyor

Şimdi geçtiğimiz hafta bir cümle ile bahsettiğimiz Fethullah röportajı konusuna gelebiliriz.

Yıllar yıllar öncesinde Susurluk olayı ile ilgili yayınlanan MİT kaynaklı bir belgede Fethullah’ın da adı geçer. Bunun üzerine harekete geçen Tuncay, Fethullah’ı kurtarmak için operasyona başlar. Önce röportaj için dil dökmeler, yalvarmalar mizanseni yaratılır. Öyle ki, zannedersiniz Allah’la röportaj yapılıyor. Oysaki Fethullah’ın alçakgönüllülüğüne hiç yakışıyor mu bu peşinden koşturmalar falan.

Röportajın içeriğine gelince...

İçeriğinin bir önemi yok aslında. Çünkü karşımızda bir tiyatro oynanıyor. Bugünlerde internet sitelerinde çok tutulan röportaj görüntülerini izleyenler de bize hak vereceklerdir.

Bugün yandaş medya Tayyip’e ne yapıyorsa, Tuncay da Fethullah’a onu yapıyor. Yapmacıklığı yüzünden akan ifadeler, “efendim”ler, el pençe divan durmalar, iki büklüm olmalar, çanak sorular ve Fethullah’ın Türk insanının gözünde yüceltilmesi ve aklama çabaları.

Tuncay’ın olanca ezikliğine karşın Fethullah o kadar rahat ki, Kanal D ekranlarında karşısında süklüm püklüm oturan Tuncay’ın yüzüne bile bakmaya tenezzül etmiyor. Sağa sola bakarak, orasını burasını kaşıyarak bir şeyler anlatıyor. Tuncay pür dikkat dinliyor ayaklarında.

Tuncay soruyor:

“Efendim MİT iddiaları hakkında ne diyorsunuz?”

“Bu tür iddiaların gerçekle ilgisi yoktur. Bu tür iddialar bizi yıpratmaya çalışanların iftiralarıdır. Yok efendim bizim arkamızda ABD varmış gibi bir sürü iddialar atılıyor. Bunların hepsi iftiradır”

gibi bir sürü zırva.

Zaten her hali ile güven uyandırmayan bu adamın Fethullah’ın karşısındaki hali gerçekten mide bulandırıcı. Mitinglerde kendi kendini gaza getirme çabaları, bağırmaları, küfürleri, Kerimcan ile ağlaşmaları ne kadar gayrıciddi geliyorsa Fethullah’ın karşısındaki ezik tavrı da o kadar aşağılayıcı. Bu adamın, şimdilerde Atatürkçü olduğunu iddia eden bir örgütlenmenin lideri olması kadar utanç verici bir şey olamaz. Ne diyelim, onu lider belleyenler utansın!

Atatürkçülük adam olmaktır

Yukarıda yazılanlar Zübük Özkan’ın aşağı yukarı 10 yıllık evveliyatının bir özeti.

Bu özetten çıkan sonuç şudur: Tuncay tipi insanlar çıkarları neredeyse oraya giderler. Bu tip insanların çıkarları da her zaman iktidarınkiyle birebir örtüşür. 10 yılın tek doğru çizgisi Tuncay’ın şaşmaz bir iktidar yandaşı olmasıdır.

Tuncay Özkan vakasını Zübük’e benzetmemizin nedeni de bu. Bu tür insanlar hayatta çok önemli mevkilere gelebilirler, bakan olurlar, başbakan, cumhurbaşkanı olurlar ama adam olamazlar. Tuncay, geçmişte en büyük medya grubunun başındaki isimdi. Başbakanla yediği içtiği ayrı gitmezdi. Elindeki medya gücüyle Mesut Yılmaz’ın bütün rakiplerini birkaç gün içinde ekarte edebiliyordu ama şimdi ne oldu? Fethullah’a bile değil, adamına satılan “satılık Atatürkçü” oldu. Tuncay bu durumdan rahatsız mı peki? Hiç değil. Adam ertesi gün yeni kanal ve parti kurmaktan bahsetti.

Yekta Güngör Özden’in bir sözü vardır; “Atatürkçülük her şeyden önce adam olmaktır.” diye.

Şimdi önümüzde iki örnek var. Ya Yekta Bey’i dinler adam olursunuz, kısıtlı imkanlarla ama sırtını halka dayayarak onurlu bir şekilde mücadelenizi verirsiniz; ya da Tuncay’ın peşinden gidersiniz adınız Atatürkçülüğü Fethullah’a satan adamın yandaşları olarak tarihe geçer.

Karar sizin!

Bugün de iktidara karşıymış gibi görünüp iktidar karşıtlarını oyalarken, bir taraftan da Atatürkçü insanların sırtından kesesini doldurmaya bakıyor. Bir yandan ağlayıp zırlarken, bir yandan da için için seviniyor. Gelsin kontör paraları, gelsin üyelik aidatları. Nasıl olsa internet üzerinden yapılan bu tür üyeliklerin kaydı tutulmuyor. Kimse Tuncay’a bunun hesabını soramaz.

Adam başı 20’şer YTL üyelik aidatı topluyor.

Kanaltürkçülere tavsiyem; “Tuncay’a destek olmadılar” diye insanları suçlayacaklarına bu paraların nereye gittiğini soruştursunlar.

Adam kanalın uydudan izlenebilmesi için yatırması gereken parayı yatırmamış, çalışanlarının maaşlarını ödememiş, vergi ödememiş, gelen paraları bir yerde biriktirmiş. Sonra da utanmadan; “Kimse bize el uzatmadı...” diyor.

Pişkinliğin bu kadarına az rastlanır. Be adam sen yola çıkarken kim oldukları bile bilinmeyen “ulusalcı” iş adamlarına güvenip mi yola çıktın?

Sözün burasında iğneyi kendimize batıralım. Bu durum aslında Tuncay’ın eseri değil.

Bu tamamen mücadeleden kaçan, devrimcilikten kaçan, bilgisayar başında, sohbet odalarında vatan kurtarmaya çalışan “Atatürkçülerin” eseridir.

Zübükleri sırtında taşıyan kitleler olduğu sürece Zübüklerin sonu gelmeyecek. Ne yazık ki Atatürk’ün ölümünden sonra başlayan sağcılaşma süreci toplumun her kesimi gibi Atatürkçüleri de bozdu.

Bu bozulmanın son noktası da işte bu “Zübük taşıyıcılığı.” Atatürkçülerin Zübük taşıyıcılığından kurtulmalarının tek yolu ise Mustafa Kemal’in çağrısına kulak vermeleri ve devrimci olmalarıdır.



    Yazarı : Okan İşbecer

    Ekleyen :  Eşref

    Yazdır  |  Yazıyı Tavsiye Et





Gönderdiği Son 50 Yazı :
14.01.2011- Muhteşem Yüzyıl Rezelati ve Siyon Maşaları - Eşref Pekcan
24.12.2010- Yeni Şafak'ın dezenfarmasyon manşeti ! - Alıntı
5.12.2010- Mason Olmak İsteyen Bir Bayanın Bize E-postası(!?) - Eşref Pekcan
26.11.2010- İnsanlar uyanıyor telekom panikte ! - Net
9.11.2010- Kanada’dan katil İsrail’e tam destek - Alıntı
31.10.2010- Katil Yahudi Grup Filistinliyi linç etti, Kudüs! - Eşref Pekcan
26.10.2010- Mumcu Suikasti / Mossad -Barzani ve Haham Nenesi! - Eşref Pekcan
20.10.2010- Habertürk, Fatih Altaylı ve Masonlara Desteği ! - Eşref Pekcan
16.10.2010- ZULÜMLER VAR İKEN NEREDE İSLAM ÜMMETİ VE DEVLETİ ! - Eşref Pekcan
19.09.2010- Kuran Yakan Kitapsızlar Kendi Sonlarını Hazırlıyor - -
16.09.2010- Facebook Gerçeği: Kişisel Bilgileriniz, CIA,Mossad - Alıntı
10.09.2010- Osmanlı'da Bayram Nasıl Olurdu ? - Mostar Dergisi
8.09.2010- Gandi Türkiye'yi katil israil'e Şikayet Etti - -
6.09.2010- Katil İsrail Dünyayı Dinliyor !!!! - Star Gazetesi
3.09.2010- Misyoner Türkan Saylan'ı dizi yapacakmış uşaklar! - -
3.09.2010- Bakın Kim Kimi Dinliyor = Katil İsrail ! - Taha Kıvanç / Yeni Şafak
2.09.2010- Polislerde huzur bozarsa halimiz nice !!!(video) - Eşref Pekcan
31.08.2010- Katil İsrail'e boyun eğenler ve dinlemeler ! - Eşref Pekcan
30.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
30.08.2010- İslâmî Hayat Nedir, Nasıl Yaşanır? - Semerkand Dergisi • 133. Sayı / AYIN KONUSU
30.08.2010- Ehl-i Sünnet’in Büyük Savaşı: Malazgirt - Ali DEMİRTOPUZ / Semerkand Dergisi
28.08.2010- Putin, Katil İsrail'in Suriye isteğini reddetti! - Ajanslar
26.08.2010- Rezillik; Domates savaşında 100 ton domates israf! - AA
23.08.2010- Nasıl Eğitiliyorlar! - Banu AVAR ! - Banu Avar
22.08.2010- Sümelada'ki Ayin; Diz Çökmemi Hoşgörü mü? - AntiSiyonizm.com
22.08.2010- Siyonizmin İçeceği CocaCola da Alkol tespiti belge - -
18.08.2010- Siyon Maşaları Aşkı Memnu Dizileri ! - Eşref Pekcan
16.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
16.08.2010- Deniz Harp Okulu ve Yaşanan Rezillik Üzerine ! - Fatih Akkaya
16.08.2010- Türkiye'nin Gündemini HSYK Belirliyor (!?) - Eşref
16.08.2010- Heronların Kontrolü İsrail'in Elinde - Vakit
16.08.2010- Akp ve Chp ; Siyonistlerin ekmeğine yağ sürüyor! - Eşref Pekcan
13.08.2010- Bebek Katili İsrail'in Gizli Uydu Anlaşması ! - Yenişafak
13.08.2010- Katil İsrail 800 yıllık Müslüman mezarlarını yıktı - AA
11.08.2010- İsrail Türkiye'deki Heronları Kapattı - Ajanslar
10.08.2010- MİT ve Personel Alımları Hakkında Bilinmeyenler ! - Eşref Pekcan
8.08.2010- Cumhuriyet Döneminde Masonluk - Alıntı
8.08.2010- Oyuna Gelen Radikal İslamcılar ve Atatürk Konusu ! - Eşef Pekcan
8.08.2010- Birleşmiş Milletleri Yöneten Yahudiler ! - Cevat Rifat Atilhan
8.08.2010- İsrail MİT Başkanı`nı neden hedef alıyor?. - İbrahim Karagül / YENİŞAFAK
6.08.2010- Laiklik ve Mustafa Kemal Paşa Üzerine ! - Op. Dr. Münir Derman Hoca
6.08.2010- Murat Bardakçı tarihi çarpıtmaya çalışıyor.. - Cezmi Yurtsever
5.08.2010- Balyozcuların umudu masonlar - -
4.08.2010- Masonik Murat Bardakçı dezene etmeye devam ediyor! - Mustafa ARMAĞAN
3.08.2010- Türkan Saylan'ı putlaştırdılar! - gazeteler
3.08.2010- Mason Zeki Alasya maşası! - kaynak: internethaber
3.08.2010- 2. Abdülhamite Masonların Planı! - cazmiyurtsever.com
1.08.2010- AKP ve Özelleştirmeler, Yanlışlar! - -
30.07.2010- PKK İtirafçısından İsrail İtirafı - Kaynak: Gazeteboyut
25.07.2010- "Araplar Türkleri Arkadan Vurdu" Yalanı - http://www.ottomanpalestine.com/


Yazı hakkındaki yorumlar :


Hiç yorum yoktur..

 

- Yorum Ekleme Paneli -

İsim :   
E-mail :   
E-mail Görünsün :   
Yorumunuz :   

 

 
Sayfa Başı

DUYURULAR

TOPLAM SİTE İZLENME

 


 

 

 2008-2026 (C) Bu sitedeki bütün belgeler yüce dinimize ve kahraman milletimize hizmet amacıyla yayınlanmaktadır... Dilerseniz kaynak gösterilmeden de alınabilir... Sitemiz kullanıcılara açık işlevsel bir site olduğundan kullanıcılardan ve diğer mail gibi yollardan gönderilen yazılar yayınlanır, ayrıca kaynak belirtilerek alıntı yazılar yayınlanır. Sitemiz görüşlerimizi açıkça belirttiğimiz çağdaş, özgür; milli ve manevi değerlerine sahip bir görüş platformdur. Yasa dışı faaliyetlere kesinlikle karşıyız. Bu durumda sitemiz, sayfalarımıza gönderilen yazılardan sorumlu değildir ve ayrıca bir yazı hakkında şikayetiniz varsa "nedeni ile" bildirilmesi ve kabul görülmesi halinde kaldırılacaktır. Aksi durumlarda bütün hukuki haklarımızı saklı tutmaktayız...