ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,
Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak
muhafaza eyle,
Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını
bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız
sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize
layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle!
Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın!
Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!
Yetiş Ya Muhammed Kitabın Gidiyor! (Çanakkale Geçilmez)
Mehmet Niyazi Bey, Binbaşı Lütfi Bey'i onun dövüştüğü yerde anlatıyordu:
"... Doktor Mehmet Selim bir ara üzerinden geriye atlandığını farketti. Son siperlerde bulunuyordu.Bozgunmu başladı kuşkusu ile başını kaldırdı.Başının ucunda elinde kanlı bir satır sallayan bir senegalli bulunuyordu.Senegalli de geriye atladı.Gittikçe atlama sıklaşıyordu. Artık şüphesi kalmamıştı, cephe yarılmış, düşman birlikleri Kerevizdere'ye doğru iniyorlardı.Doktor Mehmet Selim'in gözyaşları terine karıştı.Bu anda davudii bir ses duyuldu. İnsan sesi değildi sanki bu ses. Ciğeri sökülen bir aslan kükrüyordu :
"Yetiş ya Muhammed kitabın gidiyor!"
Gelibolu Yarımadası'na sığmayan bu seste ölümden daha korkunç bir şey vardı.Bu ses 1.Tabur Kumandanı Binbaşı Lütfi Bey'in sesiydi. Mehmet Selim'in üzerinden atlayanlar çoğaldıkça Binbaşı Lütfi Bey'in sesi de korkunçlaşıyordu.
"Yetiş ya Muhammed kitabın gidiyor!"
Doktor Mehmet Selim üzerinde savrulan ölüm tırpanına rağmen başını siperden çıkarıp geriye baktı. Arkadaki düzlükte müttefik askerleriyle Türk Askeri birbirine girmiş, dipçik dipçiğe, süngü süngüye boğuşuyorlardı.
Üstü başı kan içinde savurduğu palası yıldır yıldır yanan, orta boylu-tıknaz Lütfi Bey fırıldak gibi dönüyor, süngülerden sıyrılıyor, önüne gelen düşmanı biçiyordu.Sipere çekilen Doktor Mehmet Selim'in kulağı Lütfi Bey'in sesindeydi:
"Yetiş ya Muhammed kitabın gidiyor!"
Binbaşı Lütfi Bey'in sesi her duyulduğunda daha yakınına geliyordu artık.Nihayet siperin üzerinden ters tarafa atlamalar başladı.Akşam karanlığı çökünce sabahki siperlerin gerisindeki iki siperin daha alındığı anlaşıldı."
Kaynak : Çanakkale Geçilmez Kitabı
Abdülhamit Not : İlk defa okuduysanız bir daha okuyun, okuyun ki gözlerinizin yanında kalbiniz yüreğiniz de ağlasın! İlk okuduğumda bende böyle olmuştum! Allah(C.C.); vatanımız, dinimiz, bayrağımız, namusumuz, topraklarımız ve ezan-ı Muhemmediyelerimiz için savaşanların mekanını cennet eylesin! Ruhları şâd olsun! Amin ecmain!!