Türkiye
   Siyonizm
   İstihbarat
   Din
   Mektup
   Dünya
   Analiz - Araştırma
   Arasta
   Tarih
   Metafizik


YA RABBİ

Bizleri ilminle zengin et,

Güler yüz ve iyi huyla lütûflandır!

Öfkelerimizi tutacak sabur

ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,

Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak muhafaza eyle, Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle! Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın! Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!

AMİN!..

Allah'ın İsimleri


Allah'ın Habibi ve İnsanlığın Rehberi Alemlere Rahmet Peygamber Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz ve Hayatı!


NAMAZ HAKKINDA HERŞEY! "... Namaz dinin direğidir... ilk hesap namazdandır... " Hz. Muhammed (SAV)


TÜRKİYE'NİN 1 NUMARALI KANALI! Online İzle!

SERHENDİ TV YOUTUBE


MUTLU OLMAK VE HUZUR İSTİYORSANIZ, İZLEYİN!

 


Web sitemiz olarak inceleyip, desteklediğimiz yardım kuruluşu Nezir Derneğidir.
 



Son Videolar

  Siyonizm hakkında!
  İsrail'in terör ajandası! Katillik geçmişi!
  Sırlara Bürünmüş Bir Allah Adamı!
  Gelenler - Böl ve Parçala
  Atatürk ve İslam; Gerçek Atatürk
  Namaz Kılmanın Önemi!
  Bir Allah Dostunun Şeytana Olan Cevabı!
  Şeytan ve Siyonizm! Mutlaka İzlenmeli
  Başörtüsü ve Siyonizm
  Siyonizm ve BOP

Ana 
sayfa yap Bana yazın Sayfayı yazdır

www.cezmiyurtsever.com
www.dallog.net

ANKET
Mason locaları sizce ülkemizde kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Karamsar



Türk Anaları

  Vatan Size Minnettar
  Nene Hatun
  Ayşe Çavuş
  Fatma Seher Hanım
  Gördesli Makbûle
  Kara Fatma
  Süyünbike
  Şerife Bacı
  Tomris Hatun
  Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası





Bir Söz ve Resim
Nice alimler vardır ki, hakiki bilgiden, hakiki irfandan nasipleri yoktur. Bunla bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

Mevlana


Bugün Tarihte Olanlar
26 Temmuz-Edirne ve Kirklareli'nin Yunanlilar tarafindan isgali (1920); Bogdan (1476) ve Tamesvar Kalesi'nin (1552) fethi



 

 
Osmanlı'yı Yağma Yarışı - Anti Siyonizm

Osmanlı'yı Yağma Yarışı
 

 Mediha Akarslan * 


Kategori: Tarih | Gönderen: Abdülhamit | Tarih: 21.07.2008

Geri Dön


      

Emperyalist güçler, tek blok halinde üzerimize çullanmıştı

Osmanlı'yı Yağma Yarışı

Batılı devletler, ölümünü bekledikleri Osmanlı İmparatorluğu'nun terekesinden pay kapmak için kuyruğa girmişlerdi. Birinci Dünya Savaşı'nda bu hedeflerini daha da netleştirip, kendi aralarında gizli andlaşmalar imzalayacak, Anadolu'da ve Ortadoğu'da paylaşım bölgelerini tespit edeceklerdi.

Ondokuzuncu yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalanmanın eşiğine getiren gelişmelerle doludur. Özellikle 14 Eylül 1829 tarihinde imzalanan Edirne Andlaşması'yla bağımsız Yunanistan'ın kurulması, imparatorluk bünyesindeki diğer milletleri de aynı yönde harekete geçirmiş ve Balkanlar'da çözülmeler başlamıştır.

Bu çözülmeyle birlikte, Osmanlı topraklarının Fransa, İngiltere, Rusya, Avusturya ve daha sonra Almanya ve İtalya'nın rekabet hâline geldiği görülür. Adı geçen devletler, "Avrupa'nın hasta adamı" dedikleri Osmanlı'nın ölümünü çabuklaştırmak ve mirasını yağmalamak istemektedirler. Ancak Devlet-i Aliyye, izlediği denge politikasıyla 19. yüzyılda ayakta kalmayı başaracak, böylece, mirasının paylaşılması hususu da 20. yüzyıla tehir edilecektir.

Osmanlı topraklarına yönelik emperyalist emellerin yoğunlaşmasındaki en önemli faktör, zengin petrol kaynakları idi. Ve Batılı devletler, Osmanlı Devleti'yle ikili andlaşmalara giderek bazı imtiyazları elde etmişlerdi. Fakat, kendi aralarında da gizli andlaşmalar yapmış, kimin, hangi bölgede söz ve nüfuz sahibi olacağını kararlaştırmışlardı. Kâğıt üzerinde yaptıkları paylaşım, ileride gerçekleştirmeyi hedefledikleri kesin paylaşmanın sınırlarını belirtiyordu.

Rusya

Rusya, tarihi boyunca, İstanbul ve Boğazları ele geçirmek ve oradan açık denizlere çıkmak emelini taşımıştır. Birinci Dünya Savaşındaki ana hedefi de budur.

Osmanlı Devleti'nin 28 Ekim 1914'te savaşa girmesinden beş gün sonra, 2 Kasım 1914 tarihinde, Rus Çarı bir beyanname yayınlar ve özetle şöyle der:

"Bütün Rusya olarak biliyoruz ki, Osmanlı'nın bilinçsizce savaşa katılması, atalarımızın bize Karadeniz kıyılarında bir miras olarak bırakmış oldukları tarihî görevi yerine getirmek yolunu, Rusya'ya açmak suretiyle, Osmanlı'yı yıkıma götüren olayların seyrini daha çabuklaştıracaktır."

Yukarıdaki ifade gösteriyor ki; Osmanlı Devleti, savaşa katılmasa da, Rusya fırsat bulur bulmaz "tarihî görevini" yerine getirmeye çalışacaktır. Ancak, sadece Boğazlara değil, Doğu Anadolu'da hemen hemen 20 vilâyeti içine alan bir bölgeye de göz dikmişlerdir. Nitekim 1 Kasım 1914'te Doğu Beyazıt üzerinden Osmanlı sınırlarına saldırmaları ile Kafkas cephesinin açılması bunun göstergesidir. Öte yandan Rusya, 1840'lı yıllardan beri, bütün Balkan Slavlarını kendi liderliğinde birleştirme çabasındaydı. Fakat, Birinci Dünya Savaşı başlarken bu niyetini ikinci plana atmış, Boğazları esas hedef seçmiştir.

İngiltere

Göller Yöresi (Burdur, Eğridir ve Beyşehir göllerini kapsayan bölge) ve İzmir-Aydın demiryolu hattından Afyonkarahisar'a kadar olan kısım, İngiltere'nin nüfuz bölgesidir. Ayrıca, bütün Arabistan bölgesi, ilgi alanı içindedir.

İngiltere, 16. yüzyıldan itibaren, Ortadoğu üzerinden Hindistan'a uzanmak düşüncesindeydi. Bu yolu tehdit eden potansiyel tehlike Rusya'ya karşı da, Osmanlı Devleti'nin bütünlüğünü savunmayı, uzun süre dış politikasının temeli yapmıştı. Fakat, Almanya'nın "Doğuya açılma projesi" çerçevesinde, zamanla bölgede ağırlığını arttırması sonucu, 19. yüzyılın son çeyreğinde, eski politikasını terk etti. Artık, ya Osmanlı toprakları üzerinde kendi güdümünde devletler kurmak veya bu topraklara bizzat yerleşmek temayülündeydi. Nitekim, politika değişikliğinin ilk göstergesi olarak, Berlin Andlaşması'nda (1878), Rusya'ya karşı Osmanlı Devleti'ni korumak maskesi altında Kıbrıs'ı işgal etti.

Yine İngiliz nüfuz bölgesi ile ilgili olarak, Bağdat ve Musul petrollerini arama ve çıkarma hususunda, uzun görüşmelerden sonra, İngiltere ile Almanya arasında 19 Mart 1913'te bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre, Türkiye Millî Bankası (Alman-İngiliz), Shell (İngiliz) ve Deutsche Bank (Alman) ortaklığından oluşan Osmanlı Petrol Şirketi, iki devlet arasında paylaşılıyordu. Hisselerin %75'ini İngiliz şirketi almış, %25'i de Alman Deutsche Bank'a bırakılmıştı. Daha sonra Osmanlı Devleti'ne yoğun baskı yapan iki devlet, Musul ve Bağdad bölgelerinde petrol arama imtiyazını, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasından üç gün önce, 25 Haziran 1914'te almışlardır.

Almanya

İstanbul'dan Bağdad'a kadar uzanan demiryolunun iki tarafını içine alan bölge, Alman nüfuzundadır. Esasında, Osmanlı Devleti'ne karşı ikili bir politika izleyen Almanya, 18 Ocak 1871'de birliğini kurduktan sonra, Osmanlı topraklarında ve Ortadoğu'da üstün bir siyasî ve ekonomik güç olarak ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda, İngiltere'nin bütün engellemelerine rağmen, Osmanlı Devleti'nden 1888 yılında, Haydarpaşa-İzmit Demiryolu'nun işletme hakkını ve 27 Kasım 1899'da Haydarpaşa-Bağdad-Basra Demiryolu'nun yapımını almıştır.

"Almanya, işgalci olarak kötüdür, ama müttefik olarak daha kötüdür" diyen Avusturya atasözünü haklı çıkaracak davranışlar gösteren Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm, İstanbul'daki büyükelçi Baron Vangenheim'a yazdığı mektuplarda şu hususu vurgulamaktadır:

"Osmanlı Devleti, çökmek üzeredir, çökecektir. İmparatorluk paylaşılacaktır. Bu paylaşmada daha az hisse sahibi olacak devlet, dünyayı kontrol imkânından mahrum olacaktır."

Almanya, bu görüşten hareketle, Osmanlı Devleti üzerindeki müessiriyetini arttıracak, legal ve illegal her yolu denemiş, özellikle Osmanlı ordusunu kontrol altına alma gayretlerini yoğunlaştırmıştır. Üstelik, kopardığı imtiyazlarla yetinmemiş, birtakım gizli anlaşmalarla, yeni menfaatler teminine çalışmıştır.

Meselâ, 15 Haziran 1914 tarihinde İngiltere ile yaptığı gizli, Bağdad Demiryolu Sözleşmesi, Osmanlı'nın Asya topraklarını, etki alanlarına bölüyordu. Buna göre, 1) Osmanlı Devleti, bütünlüğünü koruyacak olursa, Almanya, bu devlet üzerindeki üstünlüğünü koruyacak, 2) Dağılırsa, paylaşmadan payını alacaktı.

Gizli sözleşmeden, Almanya'nın dost ve müttefiki olmasına rağmen, Osmanlı Devleti'nin haberi yoktu.

İtalya ve Avusturya

Emperyalist devletlerin aralarında yaptıkları anlaşmalarla, İtalyanlara, Ege Bölgesi ve Antalya ile Konya- Kayseri çizgisine kadar İç Anadolu'yu içine alacak şekilde, sınırları tam tesbit edilmeyen bir bölge bırakılmıştı. Ayrıca, İtalyanların, Osmanlı toprakları üzerinde Banco di Roma ve Triesteli Lloyd Sigorta şirketi gibi etkili kuruluşları bulunmaktaydı.

Öte yandan, Almanya ve İngiltere'nin Anadolu'daki nüfuz bölgelerinin güneyi ile İtalyan nüfuz bölgesinin doğusunda kalan bir kesim, Avusturya nüfuz bölgesi olarak düşünülmüştür.

Fransa

Manisa-Soma-Bandırma ve Bursa-Mudanya demiryollarının geçtiği bölge ile Sivas'a kadar İç Anadolu'nun doğu-orta kesimi, Elazığ ve Mardin yöresi, Antalya'dan itibaren Lübnan'ı içine alan bölüm ve Suriye ile Kuzey Irak, Fransa'nın nüfuz bölgesidir.

Fransa, Osmanlı Devleti'nde toprak kadar, ekonomik çıkarların da peşindeydi. Bu sebeple, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığını kolayca kabul edememiştir.

Gizli Andlaşmalar

Yukarıda izah ettiğimiz gibi, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, emperyalist devletlerin nüfuz bölgelerini tesbit etmeleri, Osmanlı Devleti'nin paylaşılması vakti geldiğinde, düşündükleri siyasî sınırların beklentisinin göstergesidir.

Nitekim, İtilaf Devletleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti'ni nasıl paylaşacakları hususunda, gizli andlaşmalar yapmışlardır. Bunların başlıcaları şunlardır:

a) Rusya ile yapılan Boğazlar Andlaşması (18 Mart 1915),
b) İtalyan çıkarları için yapılan Londra Andlaşması (26 Nisan 1915),
c) Sykes-Picot Andlaşması (16 Mayıs 1916),
d) St. (Saint) Jean de Maurienne Andlaşması (21 Nisan 1917),
e) Balfour Deklarasyonu (2 Kasım 1917).

Boğazlar Andlaşması

Fransa, İngiltere ve Rusya arasında 18 Mart 1915 tarihinde imzalanan bu andlaşma ile, adı geçen devletler, Osmanlı Devleti'ni savaş sırasında nasıl paylaşacaklarını tesbit ettiler. Böylece Rusya, kâğıt üzerinde bile olsa, tarihî gayelerini İngiltere ve Fransa'ya kabul ettirmiş oluyordu.

28 Haziran 1914'te, Avusturya Veliahdı Prens Franz Ferdinand ve eşinin, Slav milliyetçiliğinin merkezi haline gelen Sırbistan'da öldürülmesiyle başlayan Birinci Dünya Savaşı, Rusya'yı Boğazlar ve İstanbul üzerindeki amaçlarını gerçekleştirebilme arayışlarına yöneltmiş ve öncelikle müttefikleri İngiltere ve Fransa nezdinde yoklamalara sevketmişti. Osmanlı Devleti'nin 28 Ekim 1914'te savaşa girmesi üzerine, bu husustaki faaliyetlerini arttıran Rusya'ya, 9 Kasım 1914'te, İngiltere şu cevabı veriyordu:

"Siz, Almanya ile uğraşın. Almanya ezilirse, İstanbul meselesi, Rusya'nın işine geldiği biçimde çözülecektir."

Esasında İngiltere, Rusya'nın, Boğazlar'da söz sahibi olmasını istemezdi. Fakat Almanya'nın, Yakındoğu'da artan etkisine karşı, denge arayışlarına girmek zorunda kalmıştı. Nihayet, İngiltere Savunma Komitesi'nin 1903 yılında hazırladığı "Rusya'yı Boğazlar'dan uzak tutmanın, bizim için stratejik bakımdan ve askerî çıkarlar açısından birinci derecede önemi yoktur" şeklindeki rapor, İngiltere'yi Boğazlarla ilgili Rus taleplerine daha mutedil yaklaşmaya sevketmişti. Buna karşılık, Faransa da Suriye ve Filistin'i istemekteydi.

Rusya, diplomatik teşebbüslerini sürdürürken, İngiltere ve Fransa'nın Çanakkale'ye saldırma hazırlıklarından endişeye kapıldı. Zira, başarılı olmaları halinde, Boğazlar bölgesini onların ellerinden almak güçleşirdi. Bu sebeple Rusya, 1915 Şubat ayında, iki müttefikini kendi isteklerini kabul konusunda bir anlaşmaya zorlamaya başladı. 9 Şubat 1915'de, Rus Meclisi'nin (Duma) açılış konuşmasını yapan Başbakan Goremikin'den sonra söz alan Dışişleri Bakanı Sazonof şöyle diyordu:

"Bugün içinde bulunduğumuz harb, Rusya'nın sıcak denizlere ulaşmasıyla ilgili olarak, siyasî ve ekonomik meselelerin çözümlenmesine bizi yaklaştırmıştır."

Bu arada Yunan diplomatlarınca yapılan haberleşmenin bir kısmı, Rus Dışişleri Bakanlığı tarafından ele geçirilmişti. Belgelere göre, İstanbul ve Boğazlara -Girit'te olduğu gibi- milletlerarası bir statü verildiği takdirde, Yunanistan'ın savaşa girmesi söz konusu olabilecekti.

Bunu takiben Rusya, 4 Mart 1915'te İngiltere ve Fransa'ya verdiği notada, şu taleplerini belirtmiştir:

İstanbul şehri, İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Midye-Enez çizgisinden, Sakarya nehrinin Karadeniz'e döküldüğü yere kadar olan topraklar ve Marmara Denizi'ndeki adaların Rusya'ya verilmesi. İmroz ve Bozcaada'nın geleceğinin de, Rusya'ya danışılarak tayin edilmesi...

Rusya'nın ısrarlı baskıları, İngiltere ve Fransa'nın hoşuna gitmiyordu. Fakat, batı cephesinin yükünü azaltmak zorundaydılar ve elbette müttefiklerini kaybetmeyi göze alamazlardı. Böylece İngiltere, 12 Mart 1915'te, Fransa da 10 Nisan 1915'te kabul cevabı verdiler.

Boğazlar Andlaşması'nın bir oldubittiye getirilmesi, esasında ne İngiltere'yi ne de Fransa'yı memnun etmişti. Bu sebeple İngiltere, istenilmeyen gelişmeler karşısında, devletin askerî ve siyasî hedeflerini yeniden tesbit zorunda kalmış ve Sir Maurice de Bunsen başkanlığındaki bakanlıklar arası bir kurul, "İngiltere'nin Asya Türkiyesi'nden İstekleri" konulu raporu, 30 Haziran 1915 tarihinde Savaş Konseyi'ne sunmuştur. Gerçi, yapılan teklifler, İngiliz hükümetince tam uygulanmamıştır. Fakat bu rapor, Osmanlı Devleti'nin hangi amaçlarla, hangi oyunlarla parçalanmak istendiğini ortaya koyması ve büyük devletlerin Ortadoğu ile ilgili hesaplarının ipuçlarını, günümüzde de ışık tutacak şekilde göstermesi bakımından önem arzeder.

Mediha Akarslan/Tarih ve Medeniyet, Sayı 28



    Yazarı : Mediha Akarslan

    Ekleyen :  Abdülhamit

    Yazdır  |  Yazıyı Tavsiye Et





Gönderdiği Son 50 Yazı :
26.10.2010- MİT'in Durumu ve Ölümler ! - Abdülhamit Hanoğulları
14.07.2010- El Kaide - Pkk Farkı ve Masonlar - Abdülhamit Hanoğulları
5.06.2010- İSRAİL'İN, DARBE GİRİŞİMİ VE GİZLİ PLANLARI! Özel! - Abdülhamit Hanoğulları
5.06.2010- İsraili ve Yandaşlarını NÜKLEER çöplüğe çeviririz! - Abdülhamit Hanoğulları
3.06.2010- Pkk'lı İtirafçı; Abd-İsrail Bizi Eğitiyordu - Kaynak : www.internethaber.com
16.01.2009- GPT-Teşkilat-ı Mahsusa ve MİT - 1 - Abdülhamit
4.01.2009- CIA’YI YILDIZ İSTİHBARAT MI KURDU? - H. Yılmaz Çebi
9.12.2008 12:10:25- Koç Rotary'de kriz için devrede - Abdülhamit Hanoğulları
21.11.2008- SİTEMİZİ SİLEN ZEVATLARA CEVABIMIZ! - Abdülhamit Hanoğulları
16.10.2008- Gmail-Google Şifresi ve Masonluk - Cezmi Yurtsever
14.10.2008- Atatürk ve Peygambere Sevgi Kartpostalı - Kaynak : www.cezmiyurtsever.com
14.10.2008- Kutsal Toprakları Koruyan Mustafa Kemal! - Abdülhamit Hanoğulları
21.06.2008- Ayşe Çavuş - Araştırma: Oğuz KÖROĞLU
21.06.2008- Fatma Seher Hanım - Araştırma: Oğuz KÖROĞLU
21.06.2008- Gördesli Makbûle - Araştırma: Oğuz KÖROĞLU
21.06.2008- Kara Fatma - Araştırma: Oğuz KÖROĞLU
21.06.2008- Süyünbike - www.antisiyonizm.com
21.06.2008- Şerife Bacı - www.antisiyonizm.com
21.06.2008- Tomris Hatun - Alparslan TÜRKEŞ
21.06.2008- Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası - Harp Mecmuası
31.07.2008- Şeytanın Oğlu Aslan - H. Yılmaz Çebi
29.07.2008- Hayırlı Kandiller ve Mirac Gecesi! - Abdülhamit Hanoğulları
21.07.2008- Kafkaslar ve Orta Asya - Derleme Abdülhamit
21.07.2008- Mirasımıza Sahip Çıkmak - Derleyen Abdülhamit
21.07.2008- Osmanlı hoşgörüsüne çarpıcı bir örnek - Vahdettin Engin
21.07.2008- Eski Türkler: Ne İdik, Ne Olduk? - www.dallog.net
21.07.2008- Rusya'nın Tarihî Misyonu: Entrikacılık - Dr. Alâeddin Yalçınkaya
21.07.2008- Ortadoğu'ya Barışı Getirmek - www.dallog.net
21.07.2008- Balkanları Anlamak - http://www.dallog.net
21.07.2008- Düyun-u Umumiye - www.dallog.net
21.07.2008- Osmanlı Tarihinde Bir Dönüm Noktası - Abdülhamit Hanoğulları
18.07.2008- Siyonizmin Dünya Siyasetine Etkileri - Metin YAZAREL
12.07.2008- Atatürk'e Göre Abdülhamit! - Mustafa Armağan
3.07.2008- Mason Şeyhulislamın Abdülhamid’e kini - Abdülhamit Hanoğulları
3.07.2008- Ergenekon Bombası!!! - Abdülhamit Hanoğulları
21.06.2008- Kur’an-ı Kerim'e Siyonist Tefsiri! - Net Pano
14.06.2008- Siyon(Siyonizm) Protokolleri - Abdülhamit Hanoğulları
11.06.2008- Sütçü İmam Olayı - Abdülhamit Hanoğulları
10.06.2008- Seddülbahir Muharebeleri - www.tsk.mil.tr
9.06.2008- Sarkozy dönmesi yine konuştu! Anlayana! - Abdülhamit Hanoğulları
6.06.2008- Binbaşı Lütfi: Yetiş Ya Muhammed Kitabın Gidiyor! - Abdülhamit Hanoğulları
5.06.2008- Anadolu 8 Bin Yıldır Bizim! - www.asilkan.org
4.06.2008- İstihbarat Tuzağındaki Türkiye - Gülçin Günay
2.06.2008- İlk Türk ne zaman Müslüman oldu? - Hasan Demir
2.06.2008- Defolun Çıfıtlar, Yahudi Uşakları - Hakan Yılmaz Çebi
1.06.2008- Dinine Gönülden Bağlı Bir Lider: Atatürk - Kaynak: www.atamizindeyiz.com
1.06.2008- Büyük Millet Meclisinin Açılışı - Kaynak: www.atamizindeyiz.com
1.06.2008- Atatürk'ün Peygamber Efendimize Duyduğu Hayranlık - -
1.06.2008- Atatürk Materyalist Değildir - Kaynak: www.atamizindeyiz.com
30.05.2008- 40 Kudsi Hadis - İNTERNET


Yazı hakkındaki yorumlar :


Hiç yorum yoktur..

 

- Yorum Ekleme Paneli -

İsim :   
E-mail :   
E-mail Görünsün :   
Yorumunuz :   

 

 
Sayfa Başı

DUYURULAR

TOPLAM SİTE İZLENME

 


 

 

 2008-2026 (C) Bu sitedeki bütün belgeler yüce dinimize ve kahraman milletimize hizmet amacıyla yayınlanmaktadır... Dilerseniz kaynak gösterilmeden de alınabilir... Sitemiz kullanıcılara açık işlevsel bir site olduğundan kullanıcılardan ve diğer mail gibi yollardan gönderilen yazılar yayınlanır, ayrıca kaynak belirtilerek alıntı yazılar yayınlanır. Sitemiz görüşlerimizi açıkça belirttiğimiz çağdaş, özgür; milli ve manevi değerlerine sahip bir görüş platformdur. Yasa dışı faaliyetlere kesinlikle karşıyız. Bu durumda sitemiz, sayfalarımıza gönderilen yazılardan sorumlu değildir ve ayrıca bir yazı hakkında şikayetiniz varsa "nedeni ile" bildirilmesi ve kabul görülmesi halinde kaldırılacaktır. Aksi durumlarda bütün hukuki haklarımızı saklı tutmaktayız...