Türkiye
   Siyonizm
   İstihbarat
   Din
   Mektup
   Dünya
   Analiz - Araştırma
   Arasta
   Tarih
   Metafizik


YA RABBİ

Bizleri ilminle zengin et,

Güler yüz ve iyi huyla lütûflandır!

Öfkelerimizi tutacak sabur

ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,

Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak muhafaza eyle, Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle! Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın! Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!

AMİN!..

Allah'ın İsimleri


Allah'ın Habibi ve İnsanlığın Rehberi Alemlere Rahmet Peygamber Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz ve Hayatı!


NAMAZ HAKKINDA HERŞEY! "... Namaz dinin direğidir... ilk hesap namazdandır... " Hz. Muhammed (SAV)


TÜRKİYE'NİN 1 NUMARALI KANALI! Online İzle!

SERHENDİ TV YOUTUBE


MUTLU OLMAK VE HUZUR İSTİYORSANIZ, İZLEYİN!

 


Web sitemiz olarak inceleyip, desteklediğimiz yardım kuruluşu Nezir Derneğidir.
 



Son Videolar

  Siyonizm hakkında!
  İsrail'in terör ajandası! Katillik geçmişi!
  Sırlara Bürünmüş Bir Allah Adamı!
  Gelenler - Böl ve Parçala
  Atatürk ve İslam; Gerçek Atatürk
  Namaz Kılmanın Önemi!
  Bir Allah Dostunun Şeytana Olan Cevabı!
  Şeytan ve Siyonizm! Mutlaka İzlenmeli
  Başörtüsü ve Siyonizm
  Siyonizm ve BOP

Ana 
sayfa yap Bana yazın Sayfayı yazdır

www.cezmiyurtsever.com
www.dallog.net

ANKET
Mason locaları sizce ülkemizde kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Karamsar



Türk Anaları

  Vatan Size Minnettar
  Nene Hatun
  Ayşe Çavuş
  Fatma Seher Hanım
  Gördesli Makbûle
  Kara Fatma
  Süyünbike
  Şerife Bacı
  Tomris Hatun
  Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası





Bir Söz ve Resim
Kadınları okutunuz, kadını okutmayan millet yükselemez…

Hacı Bektaşı Veli


Bugün Tarihte Olanlar
26 Nisan-Rusya'da Cernobil Faciasi (1986); Arilarin ogul verme zamani; Ipekboceginin canlanmasi



 

 
Gaby Levi ve Rafael Sadi ve Yahudi Sohbeti! - Anti Siyonizm

Gaby Levi ve Rafael Sadi ve Yahudi Sohbeti!
 

 http://tr.netlog.com/ARVISADI/blog * 


Kategori: İstihbarat | Gönderen: Eşref | Tarih: 26.05.2009

Geri Dön


      

ISRAIL'IN TURKIYE BUYUKELCISI GABY LEVI ILE RAFAEL SADİ İSİMLİ YAHUDİNİN KONUŞMASI:

RAFAEL SADİ KİMDİR KISACA SÖYLEYELİM, TÜRKİYEDE DOĞUP BÜYÜMÜŞ SONRASINDA İSRAİL'E GÖÇ ETMİŞ BİR YAHUDİDİR, AYRICA ÖNEMLİ BİR ÖZELLİĞİ İSE BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN'IN OKUL ARKADAŞI OLMASIDIR!!!


RS- Her şeyden önce evinizde , hem'de Kippur arefesi ve Türkiye'ye yolculuk öncesi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

GL- Sizi kabul etme zevki tamamen bana aittir , ama seyahat öncesi evin bu halde dağınık olmasından dolayı da bizi mazur görün lütfen.Ayrıca Türkiye'ye gitmenin de heycanı var üzerimizde.

RS- Şu anda evinizde ancak özelliği olan bir bölgede Türk Yahudilerinin İsrail'deki ilk yerleşim bolgelerinden biri olan YEHUD'da hem'de KIPPUR günü arefesindeyiz.

Ama ben sizi TÜRKİYE'YE HOŞGELDİNİZ diyerek karşılamak istiyorum.

GL- HOŞBULDUK (Türkçe olarak)

RS- Size aynı zamanda LADINO olarakta BIENVENIDA diyebilirim sanırım bu lisanı da konuşuyorsunuz.

GL-Tabii bu benim anadilim evde konuşulan lisan idi ladino '' EN CUDYO''.

RS- Tahmin ederim tabii.

RS- Mümkünse sizin yani GABİ LEVİ kimdir sorusu ile başlamak istiyorum.

Ama ben Büyükelçi GABİ LEVİ den başlamak istemiyorum. Türk Yahudisi GABİ LEVİ’yi tanımak istiyorum.

Entremozotroz ken soz y deande vinites Senyor Gabi Levi.

(Aramızda kimsin ve nerelerden geldin Sayın Gabi Levi)


GL-Kimse Büyükelçi olaralk doğmadı tabii. Ben’de Büyukelçi doğmadım.

Aslında Türkiye ile ilgili hatıralarım daha çok ailemden duyduklarım ile sınırlıdır.

Ben sadece 4 yaşımda iken Türkiye’den İsrail’e göç ettik.

Ben Türkiye’nin küçük bir yerleşim birimi olan mükemmel bir yöresinde dünyaya geldim. BERGAMA’da.

Yıllardır herkes bana sen İZMİRLİSİN diyor . Ama ben kendimi BERGAMALI hissediyorum.

Uzun yıllar sonra da Türkiye’ye Turist olarak döndüğümde ve Bergama’yı ziyaret ettiğimde İzmir ile Bergama arasında 110 km olduğunu gördüm ve bana halen İzmirli diyenlere ne diyeceğimi anlayamadım.

(Not: İsrail’de mesafeler kavramı Türkiyedekilerden çok farklıdır. Tel-Aviv Yerushalayim arası sadece 60 km ve bu çok uzak sayılır)

Ve ben gerçekten İzmir Bergamada doğdum.

RS-Hangi senede:

GL- 1948’de.

RS- Böylece yaşınızda ortaya çıkmış oluyor.

GL-Evet bu sır değil zaten.

RS- Ne hatırlıyorsunuz Türkiye ile ilgili olarak:

GL- Çok fazla bir şey hatırlamıyorum.Anlatılanlar’a göre o yaşımda mükkemmel Türkçe konuşuyormuşum. Ama bunudan fazla bir şey kalmadı . Ama ne yazık ki annem ve babam hayatta değiller. Sayet Yaşamış olsalardı ve Türkiye’ye İsrail’d temsil etmek üzere Büyükelçi olarak atandığımı görmekten sanırım buyuk gurur ve onur duyarlardı.

GL-Ev’de genellikle LADİNO konuşuluyordu ve maalesef Türkçe sadece anne baba çocukların anlamalarını istemedikleri zaman kullanıılıyordu.Türkçe öğrenememiş olmama rağmen Ladino sayesinde İspanyolcayı öğrenebildim ve daha sonraları Güney Amerikadaki görevlerim esnasında bana oldukça yardımcı oldu.

Türkiye ile ilgili göresel hatırlarım neredeyse yok gibi ama anlatılanlardan aklımda kalan bir anı ise Bergamada çocukları uyutmak için anlatılan korku hikayelerinin başında BERGAMA ÇAY’ı ile ilgili olanıdır.

Uyumzasak ÇAY’ın yükseleceği ve suların çocukları yutacağı anlatılırdı.

BU korku ile uyurduk tabii ki.

Ve aradan 40 sene geçtikten sonra Bergama’yı ziyaret ettiğimde özellikle bu Çay’ı görmeye gittim . Ne gördüm dersiniz kendi halinde akan incecik bir dere içinde kimseyi değil yutacak ıslatacak kadar su bile yoktu.İşte hatırlar böylesi folklorik şeyler sanırım.

Ve 1950lerin başında ailem ile birlikte İsrail’e göç ettik.

RS- Evet İsrail’e göç ettiniz ama halen Türk Yahudilerinin yoğunlukta olduğu bir bölgede YEHUD’da yaşamaya başladınız. Folklor ve yaşam tarzı olarak değişen bir şey yoktu sanırım.

GL- Kesinlikle haklısınız . Üstelik hiç bir endişe olamaz ki YEHUD bölgesinin dominant nüfus yoğunluğunu TURK YAHUDİLERİ oluşturuyordu o yıllarda.

İstatikçi veya nüfus memuru değilim ama sanırım kaba bir tahmin ile o yıllarda Yehud’un %40’ı Turk’tü.

Bulgar Yemen Kuzey Afrika vce daha bir çok ülkeden gelmişYahudilerin aynı potada kaynadıkları bir mekan olmustur YEHUD. Hoş bütün İsrail neredeyse aynı durumdaydı o yıllarda.

Tabii ki YEHUD için ilk Türk yerleşim merkezi diyebiliriz.İlk Belediye Reisimiz de Türk’tü.Allah Rahmet Eylesin AVRAAM ALTALEF.

RS- Evdeki yemekler şarkılar kültür genel hava sizin bir Türk Yahudisi olarak büyümenizi sağlamış etkilemiştir sanırım.

GL-Ev’de değişen bir şey yoktu. Bergama’da ne yiyorsak Yehud’da da aynı yemekler pişiyordu.

RS- Peki cocukluk yıllarından aklınızda kalan YEHUD için neler söyleyebilirsiniz:

GL-Benim hastalık derecesinde tutkun olduğum yiyeceklerin başında tatlılar gelir:

KADAYIF – BAKLAVA - AŞURE- ŞAMALI en sevdiğim yiyeceklerdi her zaman için.

RS- ŞAMALI da nedir ?

GL- Şamalı İzmir’e mahsus irmik ile yapılan bir tatlıdır .

RS- Herhalde bizim ŞAMİŞİ dediğimiz tatlı olsa gerek.

GL- Evet İstanbul’da buna öyle deniyor galiba IRMIK ‘ten yapılır.

RS- Peki YEHUD’da eskiden bayramlar KİPPUR nasıl geşerdi nasıl kutlanırdı?

GL- Gelenekler olduğu gibi saklanmış ve Bergama’da nasıl kutlanıyor idiyse aynen burada da bayramlar o şekilde kutlanmaya devam etti. Herşeyden ömce her bayramda çocuklar babaları ile birlikte sinagog’a giderdik. Tabiiki bundada Yehud’daki Türk Yahudi toplumunun daha fazla İstanbul’un güneyindeki şehirlerden gelmiş Yahudilerin olması idi. Başka bir deyiş ile gelenekler bir birlerine daha yakın idi. İzmirliler – Bergamalılar – Tiryalılar .

RS- Tirya neresi oluyor? TIRE demek istemeyesiniz?

GL- Evet TIRE’nin bizim aramızdaki adı TİRYA’dır.Ondan sonra Manisalılar – Söke ve bazı Bursalı Yahudiler vardı Yehudda . İstanbullular yok gibiydi .

Bu nedenlede sinagog kültüründede İzmirlilik belki buna EGE’lilik demek daha dogru mesela HAZANUT (Hafızlık) makamlar açısından Yehud’da ağırlık ege bölgesinde idi.

Sadece bayramlarda değil her Cumartesi günüde sinagog’a gidilirdi.

RS- Tahsilinizi nerelerde gercekleştirdiniz?

GL- Burada Yehud’da ilk ve orta okulu bitirdim . Herkes gibi devlet okulunda.

Tel-Aviv’de Lise’te başladım ve 1 yıl orada okudum.Bu esnada benden 1 yaş büyük olan Yehud’lu bir arkadaş ile karşılaştım ve kendisi üniformalı idi.Bu üniforma hevesi beni arkadaşım ile aynı ASKERİ okul’a yazılmama neden oldu.

Aileminde onayı ile aslında normal bir lise düzeyinde olan bu yatılı askeri okul’a girdim ve böylece orduda da subay olarak görev yapma olanağı açılmış oldu.Askerlik görevini takiben de 2.5 yıl kadar da orduda kalarak KEVA (kalıcı askerlik görevi ( Ordu mal’ı) yerine getirdim.O zaman normal askerlik süresi 3 değil 2.5 yıl idi. Kısaca toplam 5 yıl askerlik yapmış oldum .

Ancak ondan sonra Üniversiteye başlayabildim.

RS- Hangi Üniversitede okudunuz?

GL- Ben TEL-AVİV Üniversitesinde okudum. Ortadoğu Tarihi ve Coğrafya okuduğum konuların ağırlık noktası idi.Özellikle Ortadoğu tarihi.

RS- Cografya konusu sizi epey sarmış anlaşılan . Bu sayede Dünyayı dolaşmaya ve cografyayı kuvvetlendirmeye devam ediyorsunuz.

GL- Evet bu bir gerçektirki aldığınız eğitim insanın kariyerini bir anlamda da belirliyor adeta yönelendiriyor.

Birde ortadoğu tarihi derken Türkiye Tarihi özel ilgi alanım oluvermişti.Bu konuda farkında olmadan bir çekim oluşuvermişti. Bu genetik bir durummuydu bilemiyeceğim.

RS- Türkçe de buna kan çeker denir.

GL- Hahaaa olabilir en azından buna bilinç altı bir çekim de diyebilirim.

RS- Doğduğunuz yerin tarihini daha iyi bilmek ihtiyacı.

GL- Ben kendimi her ne kadar İsrailli hissediyorsam da Türk olduğumu her zaman biliyorum. Mesela evdeki radyo’da daima Türkçe dinlendiğini ve radyonun :

ŞİMDİ TÜRKCE ŞARKILAR dediğini hatırlıyorum.(Bunu Türkçe söylüyor ve adeta radyo spikerini taklit Ediyor).Yehud sokakalrında evde ve neredeyse her tarafta Türkçe şarkılar beynime kazılmış gibidir.

RS- İbrahim Tatlıses mesela?

GL- İbrahim Tatlıses daha yeni kuşağın dinlediği bir sanatçı. Babamların zamanında benim çocukluğumda ise en populer sanatçı ZEKİ MÜREN idi.Bir’de MUZEYYEN SENAR.

O zamanlar televizyon yoktu .Halen radyo’nun sesini hatırlıyorum (Yine Türkçe olarak) BURASI KIBRIS dediği kulaklarımda çınlıyor.

Babam haberleri Türk radyosundan KIBRIS’tan dinlerdi.

Burası Kıbrıs Radyosu . Hahaaa çok gizel anılar bunlar.

RS- Hangi senelerdi bunlar?

GL- ben 15 yaşıma buradaydım. Ondan sonra yatılı okulda okudum. Bu hesap ile 1955-1965 yılları arası olsa gerek.

BU kültürden kopmam mümkün değil doğal olarak. Kaldı ki kopmak isteyen de kim?

Babam çok zor şartlar altında yaşadı .O zamanlar gelen herkes gibi.

Bir bakkal dükanı vardı.1952 de kurdu bu dükkanı. Eve cok yorgun gelir ve buna rağmen aksatmaksızın bir kadeh rakısını ölçü ile (bun Ladino dilinde söylüyor –Kon MİZURA)içerdi.Bu onun en büyük keyfi idi ve adeta o RAKI akşam yemeğinin bir parçası idi. Özel bir bardağı vardı gerektiği kadar Rakısını koyar üzerine ve o SÜT’ü aksatmadan içerdi.

RS- O’na ASLAN SÜTÜ denir.

GL- Evet demek istediğim o idi ASLAN SÜTÜ.Bu bir kültür meselesidir. Bunu unutmak mümkün değildir.

RS- Peki biraz Politika mahsuru yoksa. KIBRIS dediniz.

İsrail’in KIBRIS’ı bir ülke olarak tanıma olasılığı mevcutmudur? Tabiiki Kıbrıs Derken KKTC demek istedim.

GL- Anladım tabii. Bakın İsrail siyasi olarakAvrupa Birliğinin bir üyesi olarak hareket etmek durumundadır bu konuda.İsrail dunya devletlerini ve bölgeyi etkileyebilecek ve bu konuda bir liderlik yapabilecek kuvvette bir ülke değildir. Kıbrıstaki sorunu çok iyi bilmekte ve yakından takip etmekteyiz. Umarım iki tarafında anlaşarak müşterek bir çözüme varacakları günü memnuniyet ile görürüz.

RS-Pekı şu anda Küppur günü öncesindeyiz .Birazdan oruç alacağız ve hatalarımızın gnahlarımızın af olunması için dua edeceğiz.

GL- Gördün mü bende Kippur günü sonrasında Türkiye ye gidiyorum .Bir anlamda günahlarımdan arınmış olarak Türkiye ye gitmiş olacağım.

RS- Bir de 40-50 öncesinin YEHDU’u ile günümüzün Yehud’unu ve o zamanların Kıpur’u Selihot’u ile günümüz modern ve kozmopolit yehudnu kıyaslamanı rica edeceğim.

GL- Mesela kızım dün akşam Yeruşalayim’e gitti. Yeruşalayimdeki değişik sinagoglarındaki havayı görmeye değişik SELİHOT ( af dileme gecesi) deneyinleri görmeye gittiler. Biz ise gerçek SELİHOTLARI yaşadık . Özellikle çocuk olarak akşam saat 8-9 da yatmak yerine o gecelerde geç saatlere kadar ayakta kalmamıza ve selihotları izlememize izin verilmesi en büyük eğlencelerdendi.Mesela GABRİEL BEN SİMANTOV’un evini unutmak mümkün olabilirdi. Gabriel ben Simantov bizim sinagog’un HAZAN’ı idi.(Hafız)O gecelerde her türlü makamlar dini ilahiiler ve sarkılar hep bişr ağızdan söylenir ve müştereken hazırlanmış özel yemekler sunulurdu. Bunları yaşamış olduğum için çok şanslıyım.

RS- Desenize ünlü oyun BOSTAN SEFARADI’yi adeta Yehud’un merkezınde yaşadınız.

GL- Kuşkusuz benzetmen yerindedir. Daha da ilerisi Yehud da Trük kültürü o denli etkindiki ben Yehudda LADİNO konuşan ASKENAZİLER tanıyorum. (Aşkenazi = Avrupa Yahudisi).Bu bölgedeki Türk Yahudi kültürünün ne denli etkin olduğunun bir kanıtıdır.

RS- İsrail’in 7. Cumhurbaşkanı Yitshak Navon’un eseri olan Bostan Sefaradi’de de Ladino konuşan bir karakter vardı. Yanılmıyorsam WEINGARTEN idi karakterin adı.

GL- Evet aynen o karakter gibi. Biz bizzat yaşadık o gerçekleri.

RS- O oyunda ben de rol almıştım. Oyunu temel karakteri olan MOŞON’un babası rolunde idim . Bu nedenle oyun gayet iyi hatırlıyorum. Siz anlattıkça endimioyunu içinde hissediyorum.

GL- Gerçekten mi. Çok güzel ne zaman oynadınız?

RS- Galiba 12 yıl kadar oldu. Türkiyeliler birliği çerçevesinde MORİT derneğinim bir faaliyeti idi. Amator tabii.

Askerlik ve Üniversiteden sonra ne oldu?

GL- Üniversiteden sonra stajyer olarak Dış İşleri bakanlığına katıldım.

RS- Çırak olarak yani?

GL- Evet öylede diyebiliriz. Aradan 1 yıl geçince de Kadrolu olarak İş’e alındım. Halende aynı işte DİPLOMAT olarak çalışıyorum.

İlginç ve ailemi çok heycanladıran bir hikaye ise 1988’de cereyan etti.

1988 de Dış İşleri Bakanlığı atama komisyonu beni İstanbul Genel Konsolosu olarak atamayı uygun gördü. Bu benim içinde annem ve babam için de çok büyük bişr heyecan demekti. Ancak bu heyecan ve heves maalesef kursağımızda kaldı. Çünkü Türk yasaları çerçevesinde Türk vatandaşlığı olan biri yabancı bir ülkeyi temsilen Türkiye de görev yapamazdı.

Bu sebeple o zamanki bu heyecan yarım kalmıştı. Tabii hemen müracaat ile Türk vatandaşlığından feragat ettim . Ama bu arada İstanbul Konsolosluğu imkanı heba olmuştu. ISKAT işlemi ise neredeyse bir yıl sürmüştü.

Aynı sene babam ve bütün ailem ile doğduğum ülkeye gitmeye karar verdik.

Bu tarifi imkansız bir nostalji gezisi idi.

Sana mutlaka fotografları gostermeliyim. Bekle bir dakika lütfen.

Bak bu bizim Bergama da çektirdiğimiz bir resim. Bu benim babam.Orada ne denli mutlu olduğunu tarif etmem mümkün değildir.Bu benım doğduğum ülkeye 44 yıl sonra geldiğimin resmidir.

Babamın yanındaki pijamalı adam ise çok ilginç bir karakterdir.

Adamın adı YAHUDİ MUSTAFA.


Bergamada tek bir Yahudi bile kalmış değildir.

Babam sokakta bu adama rastlar.

Babam sanki daha dün ayrılmışlar gibi: MUSTAFA MERHABA.

Musfata da : HAYIM NE HABER diyerek birbirlerine sarılıverirler.

Mustafa ise tek kelime hata yapmadan babamla LADİNO konumaya başladı.

Düşün bergama da neredeyse 40 yıldır tek bit Yahudi bile yok ve Mustafa Yahudice konusuyor.

RS- Peki kim bu Mustafa ve nasıl Yahudice Ladino konuşuyor ?

GL- Mustafa Müslüman Türk bişr bayan ile evli. Hikayesi ise çok ilginç anladığım kadarı ile.

RS- Mustafa Yahudimi yoksa?

GL- Sanırım ALAHA’ya (Yahudi Şeriatına göre) göre Yahudi sayılır.

Annesi Yahudi bilindiği kadarı ile . Ama babası Müslüman .

Yahudi bir anadan doğmuş olduğu için Yahudi sayılır tabii ama önemli olan halen Yahudice konuşuyor olması. Adam resmen bir Tarih.

Halen de bütün Bergama kendisini YAHUDİ MUSTAFA diye tanır.

RS- BU resmi kullanabilirmiyim?

GL- Tabii memnuniyet ile . İade ederseniz memnun olurum.

GL- Bu arada bu seyahatimizde evimizi aradık ama artık o ev yoktu . Yerinde yeni bir bina mevcuttu.

Eski Bergama sinagogunun yerinde ise maalesef içinde hayvanların bulundugu bir mekan vardı.

RS- Nasıl yanı bir AHIR?

GL-Evet maalesef. Ama bu çok doğal. 40 yıldır Bergamada Yahudi yoktu.

Ancak aradan bir kaç yıl geçtikten sonra ikinci seyahatimde Bergamadaki sinagog’un temizlenmiş ve kısmen restore edildiğini görmek beni gerçekten memnun etmişti. Anlaşılan o ki Bergama belediyesi yonetimine tarihi eserleri korumanın ve Turist getirebileceğinin bilincinde olan birileri geçmişti.

Hatta Enerjı bakanlıgında Sayın Fuad Ben Eliezer’in yardımcısı olarak Türkiye ye gittiğimde Yahudi Cemaati Başkanı Silvyo Ovadya bana TÜRKİYE SİNAGOGLARI isimli bir kitap hediye etmişti o kitapta bu sinagogta yer alıyordu.

RS- Evet bayan MILI MITRANI ve ERSIN ALOK’un kıtabıdır.

GL- Evet oyle bir isimdi sanırım . Güzel bir çalışmaydı.

Bildiğim kadarı ile Yahudi dünyasında özellikle restorasyon konusunda bir takım yardım fonları mevcuttur ve bu fonlar’a müracaat ile sinagog ve mezarlıkların yenilenmesi mümkündür. Görev yaptığım yerlerdenbiri de Karaip adalarını kapsamaktaydı.Burada harap halde bir sefarad sinagogu vardı ve böyle bir fondan alınan para ile sinagog bir pırlanta haline dönüştürüldü ve halen oldukça fazla da Turist çekmektedir.

Böylesi mekanların Turist çektiği her ülke ve yerel yönetimlercede bilinmektedir.

RS- Türk Musevi cemaatinin böylesi fonları kullanmaktan memnun olacağını sanıyorum. Restore edilecek çok yer var Türkiyede bu alanda.

GL- BU fonların sanırım tamamı Amerikadadır.Aranırsa bulunur.

RS- Türk Yahudi cemaati dönem dönem neden restore edilecek mekanları yenilemez diye suçlanır. Ama unutulur ki bu cemaat 50 sene önce 120 bin kişi idi ve şimdilerde sadece bunun 6 da biri kadardir. Yani kurumları yaşatabilecek maddi imkanlardan yoksundur.Ama böylesi fonların mevcudiyeti tespit edilirse yerine olur .

Kullanılırsa daha da iyi olur tabiiki.

GL-Hayır benim dikkati çekmek istediğim bu değildi. Bu tür mekanları restore etmek sadece Türk Musevi cemaatinin menfaatleri gereği değildir. Bugün artık herkes gayet iyi bilmektedir ki tarihi ve dini mekanların restorasyon TURİST davet eden mekanlardır. Yenilenmesi ve ziyarete açılması her ülke ve yerel yönetim için doğru ve akılcı bir yatırımdır.

RS- Turizm dedinizde : İki ülke arasındaki Turizm rakkamları cok büyük farklılılar arz ediyor.Her yıl İsrail’den Türkiyeye yaklaşık 400 bin Turist giderken bunu %10’u kadarı bile Türkiyeden İsraıl’e gelmiyor.Türk makamları ise bunun en önemli nedeni olarak İsrail’in Türk vatandaşlarına uyguladığı vize olarak gösterilmektedir.

Son günlerde ise benzer durumun Rusya ile yaşandığı ve Rus vatandaşlarına uygulanan vize’nin kaldırılması konusunun parlamentoda ve ilgili bakanlıklarda tartışıldığı belirtlmektedir. Türkiye ye uygulanan vize’ninde kaldırılabileceğini görecekmiyiz dersiniz?

GL-İki ülke arasındaki turist sayısında hayatta bir denge olamayacagını kabul etmeliyiz. Yani İsrail Türkiye nüfusunun 10da biri kadardır ve İsral’den Türkiye ye giden Turist sayısı 400 bin ise gelen Turist sayısının 4 milyon olması gerekir ki bu hic bir zaman olmayacak.

RS- 400 bin gelse ben razıyım.

GL- Gerek Türkiye ve gerekse bir cok ülke vatandaşına vize vermişsek te sanırım sorunlardan biri ve en onemlisi güvenlik nedeni ile sınır geçişlerinde dikkat ile ve bazende aşırı dikkat ile yaptığımız kontrollerdir. Bunların sıkıcı olduğunu biliyor ve maalesef bu konuda gerekli bakanlık be kurumlara da Dıs İşleri Bakanlığı olarak müracaatlarımız olmuştur. Ancak Güvenlik sorunları daima ağır basmaktave bu soruna pek kalıcı bir çözüm bulunamamaktadır.

Güvenlik dışındaki ikinci bir sorun ise kaçak işçiler sorunudur ki vize gerekliliğinin bir nedenide budur.

RS- Peki iki ülke arasındaki Dış Ticaret Hacminin büyğmesi olasımıdır? Bu anda 2.1 mılyar dolar olarak görünmekte ve bunu 5 milyar dolara çıkması hedefleri ifade edilmektedir. Gerek geötiğimiz aylarda İsrail’i ziyaret etmiş olan Türk Sanayii Bakanı Sayın Tüzmen gerekse Sayın Olmert daha Sanayii Bakanı iken bu hedefi ifade ettiler.

GL-Herkes biliyor ki biz kesin bir liberal ekonomiden yanayız.Ve bunu desteklemekteyiz. Kimin satacak malı varsa diğerine teklif ederek satışı gerçekletirebileceği bir ortam mevcuttur. 2005 yılı hacmi 2.1milyar dolar iken 2006 hedefi 2.5 milyar dolar olarak tesğit edildi ve sanırım gerçekleşti.Bu bir sende %15 kadar bir artış demektir ki umut vericidir.. İki ülke arasında Dış Ticaret Hacminin artırılması yönünde kesin bir anlayış vardır.

Dediğiniz gibi geçenlerde İsrail’i ziyaret etmiş olan Türk Sanayii Bakanı Sayın Tüzmen de aynı görüşte hatta bunun daha da hızlandırılmasının mümkün olduğunu savunmaktadır. İsrail’de bu konuda kendisi ile hemfikirdir.

Unutulmamalıdır ki bu rakkamlarda askeri harcamalar mevcut değildir.

RS- Geçtiğimiz hafta askeri ve güvenlik konularında üretim yapan bir şirketi ziyaret ettiğimde neredeyse 6 yıldır Türkyeden İsrail’e verilmiş askeri siparişler oladığı ifade edildi. Bu doğru mu?

GL-Yok canım o kadar da değil . Öncelikle devam eden mevcut projeler vardır.

RS- Eskiden alınmış siparişler olduğunu biliyorum. Ben yeni projeler var mı diye soruyorum?

GL-Oncelikle devam etmekte olan projeler var. Yeni projeler de mevcut .Yanı hali hazırda imzalanmamışta olsa calısma safhasında olan yeni projeler mevcut. Bu konuda her şey bitmiş değildir.Her halde önümüzdeki altı ay içinde bu konularda da bir gelişme bekleyebiliriz.

Türkiye Genel Kurmay Başkanı Sayın Büyükanıt’ın önümüzdeki ay sonu İsrail’i ziyareti sözkonusudur. Askeri konularda iki ülke arasında olumlu gelişmeler olacağından kuşkum yoktur.

RS- Türkiye ile çalışırken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu vardır Türkiye büyük bir ülkedir ve vatandaşlarına iş yaratmak zorundadır.BU nedenle hazırlanacak projelerde üretimin MADE İN TURKEY olmasına özen gösterileceğini hesaba katmanız gerekir.

GL- Kesinlikle doğru bir noktaya parmak bastınız ve bu talep ile bir çok askeri projede karşılaşıldığını biliyorum. Ve bir çok projede Türk iş gücü ile teknolojisine de yer verildiğini biliyoruz.

RS- Sayın Buyükelçi size Türkiyedeki bu önemli görevinizde başarılar temenni ederken bu görevinizin aslında her iki ülkenin insanı olduğumuz payşlaştığımız ortak kültüre yararlı olmanızı dilerim.

GL- Gecen hafta Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi Sayın Namık Tan bir veda yemeği verdi ve bana her ne kadar İsral Elçisi olarak Türkiyeye gidiyorsamda İkinci vatanım’a gittiğimi hatırlattı.

Ben’de kalkarak ve her ne kadar düzeltmeyi sevmezsemde sizi düzeltmek zorundayım dedim. Türkiye benim ikinci değil birinci vatanımdır dedim.Ben Türkiye’de doğdum.

Bu tarihsel ve kronolojik bir gerçektir. Bunu değiştiremeyiz.

Kaldı ki hissi olarak ta bu ülkeye bir çok bağlılıklarımız vardır. Bir tarihçi olarak diyebilirim ki iki toplum arasında çok büyük bir sempati ve dostluk bağı vardır.

Her kes biliyor ki Türkiye Yahudilerin ne denli rahat yaşadığı bilinmektedir.Bu nedenle de diğer Yahudi topluluklarının kıskançlıklarına bile maruz kalmışızdır.

RS- Peki ne yapacaksınız Türkiyede ?

GL- Öncelikle mevcut’u korumaya çalışacağım. Ondan sonrada imkan varsa ilişkileri geliştirmek için çana sarfedeceğim.

Bu arada hatırlatmak gerekir ki Türkiye de Yeni bir Hükümet var.

Her ne kadar eski- yeni bir hükümet isede buun tanımak gerekir. BU arada bizde de yeni bşr Cumhurbaşkanı var ve geçen hafta kendisini ziyaret ettim. Tğrkiyeye bu denli yakın olduğunu ve iki ülke arasında yapılabileceklerin kendş vizyonunda ne denli geniş olduğunu anlamaktan çok mutlu oldum. Bir ay’dan daha az bir zamanda Sayın PERES’i Türkiyede görürsek şaşırmayın.

RS- Cok güzel . Sanırım iki ülke arasındaki menfaatleri sizden daha iyi kollayabilecek birini seçemezlerdi. Size başarılar temenni ederim.

GL- Nasıl dikkat etmem halen Türkiyede ikamet eden yaşayan kuzenlerim akarabalarım var. Hem İstanbul’da hem İzmır’de.

Bu arada Türkiyedeki Yahudi cemaatşine de hayırlı bir sene temenni eder kendilerine SHANA TOVA VE GMAR HATİMA TOVA derim.

RS- Teşekkürler.



    Yazarı : http://tr.netlog.com/ARVISADI/blog

    Ekleyen :  Eşref

    Yazdır  |  Yazıyı Tavsiye Et





Gönderdiği Son 50 Yazı :
14.01.2011- Muhteşem Yüzyıl Rezelati ve Siyon Maşaları - Eşref Pekcan
24.12.2010- Yeni Şafak'ın dezenfarmasyon manşeti ! - Alıntı
5.12.2010- Mason Olmak İsteyen Bir Bayanın Bize E-postası(!?) - Eşref Pekcan
26.11.2010- İnsanlar uyanıyor telekom panikte ! - Net
9.11.2010- Kanada’dan katil İsrail’e tam destek - Alıntı
31.10.2010- Katil Yahudi Grup Filistinliyi linç etti, Kudüs! - Eşref Pekcan
26.10.2010- Mumcu Suikasti / Mossad -Barzani ve Haham Nenesi! - Eşref Pekcan
20.10.2010- Habertürk, Fatih Altaylı ve Masonlara Desteği ! - Eşref Pekcan
16.10.2010- ZULÜMLER VAR İKEN NEREDE İSLAM ÜMMETİ VE DEVLETİ ! - Eşref Pekcan
19.09.2010- Kuran Yakan Kitapsızlar Kendi Sonlarını Hazırlıyor - -
16.09.2010- Facebook Gerçeği: Kişisel Bilgileriniz, CIA,Mossad - Alıntı
10.09.2010- Osmanlı'da Bayram Nasıl Olurdu ? - Mostar Dergisi
8.09.2010- Gandi Türkiye'yi katil israil'e Şikayet Etti - -
6.09.2010- Katil İsrail Dünyayı Dinliyor !!!! - Star Gazetesi
3.09.2010- Misyoner Türkan Saylan'ı dizi yapacakmış uşaklar! - -
3.09.2010- Bakın Kim Kimi Dinliyor = Katil İsrail ! - Taha Kıvanç / Yeni Şafak
2.09.2010- Polislerde huzur bozarsa halimiz nice !!!(video) - Eşref Pekcan
31.08.2010- Katil İsrail'e boyun eğenler ve dinlemeler ! - Eşref Pekcan
30.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
30.08.2010- İslâmî Hayat Nedir, Nasıl Yaşanır? - Semerkand Dergisi • 133. Sayı / AYIN KONUSU
30.08.2010- Ehl-i Sünnet’in Büyük Savaşı: Malazgirt - Ali DEMİRTOPUZ / Semerkand Dergisi
28.08.2010- Putin, Katil İsrail'in Suriye isteğini reddetti! - Ajanslar
26.08.2010- Rezillik; Domates savaşında 100 ton domates israf! - AA
23.08.2010- Nasıl Eğitiliyorlar! - Banu AVAR ! - Banu Avar
22.08.2010- Sümelada'ki Ayin; Diz Çökmemi Hoşgörü mü? - AntiSiyonizm.com
22.08.2010- Siyonizmin İçeceği CocaCola da Alkol tespiti belge - -
18.08.2010- Siyon Maşaları Aşkı Memnu Dizileri ! - Eşref Pekcan
16.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
16.08.2010- Deniz Harp Okulu ve Yaşanan Rezillik Üzerine ! - Fatih Akkaya
16.08.2010- Türkiye'nin Gündemini HSYK Belirliyor (!?) - Eşref
16.08.2010- Heronların Kontrolü İsrail'in Elinde - Vakit
16.08.2010- Akp ve Chp ; Siyonistlerin ekmeğine yağ sürüyor! - Eşref Pekcan
13.08.2010- Bebek Katili İsrail'in Gizli Uydu Anlaşması ! - Yenişafak
13.08.2010- Katil İsrail 800 yıllık Müslüman mezarlarını yıktı - AA
11.08.2010- İsrail Türkiye'deki Heronları Kapattı - Ajanslar
10.08.2010- MİT ve Personel Alımları Hakkında Bilinmeyenler ! - Eşref Pekcan
8.08.2010- Cumhuriyet Döneminde Masonluk - Alıntı
8.08.2010- Oyuna Gelen Radikal İslamcılar ve Atatürk Konusu ! - Eşef Pekcan
8.08.2010- Birleşmiş Milletleri Yöneten Yahudiler ! - Cevat Rifat Atilhan
8.08.2010- İsrail MİT Başkanı`nı neden hedef alıyor?. - İbrahim Karagül / YENİŞAFAK
6.08.2010- Laiklik ve Mustafa Kemal Paşa Üzerine ! - Op. Dr. Münir Derman Hoca
6.08.2010- Murat Bardakçı tarihi çarpıtmaya çalışıyor.. - Cezmi Yurtsever
5.08.2010- Balyozcuların umudu masonlar - -
4.08.2010- Masonik Murat Bardakçı dezene etmeye devam ediyor! - Mustafa ARMAĞAN
3.08.2010- Türkan Saylan'ı putlaştırdılar! - gazeteler
3.08.2010- Mason Zeki Alasya maşası! - kaynak: internethaber
3.08.2010- 2. Abdülhamite Masonların Planı! - cazmiyurtsever.com
1.08.2010- AKP ve Özelleştirmeler, Yanlışlar! - -
30.07.2010- PKK İtirafçısından İsrail İtirafı - Kaynak: Gazeteboyut
25.07.2010- "Araplar Türkleri Arkadan Vurdu" Yalanı - http://www.ottomanpalestine.com/


Yazı hakkındaki yorumlar :


Hiç yorum yoktur..

 

- Yorum Ekleme Paneli -

İsim :   
E-mail :   
E-mail Görünsün :   
Yorumunuz :   

 

 
Sayfa Başı

DUYURULAR

TOPLAM SİTE İZLENME

 


 

 

 2008-2026 (C) Bu sitedeki bütün belgeler yüce dinimize ve kahraman milletimize hizmet amacıyla yayınlanmaktadır... Dilerseniz kaynak gösterilmeden de alınabilir... Sitemiz kullanıcılara açık işlevsel bir site olduğundan kullanıcılardan ve diğer mail gibi yollardan gönderilen yazılar yayınlanır, ayrıca kaynak belirtilerek alıntı yazılar yayınlanır. Sitemiz görüşlerimizi açıkça belirttiğimiz çağdaş, özgür; milli ve manevi değerlerine sahip bir görüş platformdur. Yasa dışı faaliyetlere kesinlikle karşıyız. Bu durumda sitemiz, sayfalarımıza gönderilen yazılardan sorumlu değildir ve ayrıca bir yazı hakkında şikayetiniz varsa "nedeni ile" bildirilmesi ve kabul görülmesi halinde kaldırılacaktır. Aksi durumlarda bütün hukuki haklarımızı saklı tutmaktayız...