|
|
|
Dr. Münir Derman * |
Geri Dön SAKAL: Erkeklerde vardır. Erkeklerde muayyen bir yaştan sonra çıkar. Tabiî olarak kabul edilmiştir. Erkek ve kadın arasında daha birçok birinde vardır birinde yoktur. Vazife bakımından da büyük farklar, değişiklikler mevcuttur. Hayvanlarda bütün yaratıklarda, Nebatlarda, Böceklere sürfelere kadar, hatta mikroplara kadar uzanır. Bu küçük izahtan sonra sakal bırakmaya geçiyoruz. Sakal; “Zira farzları terk, yasak olan şeyleri işlemeniz sebebi ile azaba sürüklenmenizi “ALLAH dilerse” üzerinize gelecek azabı ve cezayı def edip uzaklaştırmaya muktedir değilim!” Namaz kılmayan, Oruç tutmayan, Hacc yapmayan İslama soru yoktur. Azabı bu dünyada çeker. HAKK’ın emirlerini yapmıyor yasaklarından kaçmıyorsa bunun hakkında sual sormayın... Birçok Velîler vardır, sakal bırakmamışlardır. Sakal bu sûretle bırakıldıktan sonra birçok kuyudat ortaya çıkar. Sahabeden, tabeienden ve tebee tabeinden ve birçok Velîler sakal bırakmamışlardır. “Sakalından utanmıyor musun?” sözü nesilden nesile devam ede gelmektedir. Daha ince hakikati hikmeti söylenemez. Halbuki bugün sakal yahudi düzmesi bir hâl almıştır. Hatta birçok uydurma resimlerle: Büyük Velîlerin, hatta 12 imamı resimlerle ne hâle getirdiklerini görmek insana ruhen azab veriyor... “Kastalani” den rivâyet edildiğine göre Resûlü Ekrem’i âlem-i mânâda görenlerin büyük Velîlere göre: Cenab-ı Ali, Hz. Fatıma’nın irtihalinden sonra sakal bırakmışlardır. Resûlü Ekrem hicretten sonra Medine’de sakal bırakmışlardır. İbni Berekât Rakibi Isfahanı, Muhattarat ismindeki kitabında sakal hakkında şunlar vardır: Kutub ve Gavsda bir parmak Resûl’ün bıraktığı tarzda vardır. “Sakal bir şeyi gizler. Bir şeyi açığa vurur, bu sırrı çözmeye savaş!”. Bu asırda bugün: Bıyık ve sakalda dini birşey aramak yobazcadır, sebebini bilirsen başkadır. Sürfe : kurtçuk
Kadınlarda yoktur.
“Olmak veya olmamak” bir yaratılıştır.
Fakat sebep vardır.
Bu, hususi bilgi hududu fazla olanlarda, tetkik edenlerde daha birçok cesedî, şeklî ve ruhî olarak farkların da mevcut olduğu ortaya çıkar.
Bunların bepsi birine erkek, birine dişi ismi altında toplanır.
Mikrop âleminde teşhis icin gram alanlar, almayanlar diye bu başka levha altında mütalaa edilir..
Erkeği olmayan yaratıklar da vardır, ipek böceği gibi.
“Bu değişiklik niçin murad edilerek yaratılmıştır?” suali;
“İpek elbise erkeklere haramdır” aklında dursun...
Ortaya çıkarsa bunun da bu suali kavrayan ve izahını yapmak hududu da mânevidir.
Mantık ve akla zerre kadar itiraz ettirmeden hakiki cephe ortaya çıkar. Ama bunu anlatmak insanlara meraklılara bir fayda vermez.
Onun için bunu izah etmiyoruz.
Resûlü Ekrem’in kendi cesedlerine ait bir sünnetdir.
Kendileri niçin bırakmamışlardır.
Bu ayrı bir meseledir.
Onu bilsek de kendimiz de o, mânevî sebebi izaha cesaret edemeyiz.
Sakal bırakın!
“Sakal bırakınız!” diye Resûlün bir emri yoktur.
Soranlara:
“Yakışıyor. Hoşunuza gidiyorsa bırakabilirsiniz!”
Burada ihtiyara bırakılmıştır.
Bunda bazı şartlar gizlidir.
Yakışıyor hoşunuza gidiyorsa.
Bir de bırakabilirsiniz buyurması:
Mesuliyeti mâneviyesi size cesedinize aittir.
Ben cesede şefaat edemem, ruhunuza şefaat etmek ancak bana müsaade edilmiştir.
Birgün Resûlü Ekrem Hz. Fatıma’ya:
“Kızım canını cehennem ateşinden kurtarmaya çalış!”
Can nedir bilir misin?
Öğren bunu be!
Bilmiyorsan bunu okuma...
Burada ruh buyurmuyor, cesedini demektir.
“Ben yalnız ruhunuz için HAKK önünde ALLAH’ın izni ile şefaat için yalvarabilirim!..”
Yakışmak bir şarttır.
Cesede aittir.
Başkalarına da hoş gelmesi lâzımdır.
Hoşunuza gidiyorsa!
Bu hususlara dikkat etmek gerek
“Hoşunuza gidiyorsa. Yakışıyorsa!”
Yek diğeri ile burada birleşerek kucaklaşmıştır.
1- Evvelâ ailesine, Çocuklarına, Ahbaplarına
2- Dış diğer insanlar tarafından.
3- Islâmın verdiği temizlik, Fazilet, Adâlet, Doğruluk ve diğer emirlere, nehiylere mânevî hayatınızdaki safiyetine, bağlılığa uygun olursa...
Fakat zekât vermeyene ötede sorgu vardır.
“Sakalda” bu iki hududun kabul edilmesi vardır.
Zekâtını tam vermeyenlerin sakal bırakması doğru değildir.
Sünnet niyeti ile sakal bırakan mecburi bir sırra karşı söz vermiş olur ki, o zaman o sırrın ifade ettiği şeyleri örselememesi mecburiyetine girmiş olur.
Bu sır nedir?
Bağışlayın onu söyleyemeyiz ve kelimeler hâlinde yazamayız...
Sünnet olarak sakal bırakmak o kadar kolay bir iş değildir.
Sünnet niyetiyle olmadan sakal bırakmak birşey ifade etmez.
Soracağın suale “merak ettiğin için” cevap veremeyiz.
Resûl bir hadîsinde buyuruyor ki:
“Namaz kılmayan, ümmetimin Yahudileridir”...
Bir çokları da bırakmışlardır.
O da iki parmak uzunluğunda.
Uzun sakal, sakal değildir.
Birçok resimler vardır.
Garip elbiseler içinde sakallı büyükleri temsil ederler.
Bunların hepsini istisnasız Yahudilerin asırlarca işledikleri bidat ve şekilleri ortaya çıkarmıştır.
Geylânî, Rifaî, Muhiddini Arabî, Hacı Bektaşi Velî, Hacı Bayramı Velî, Celaleddini Rumî haşaratının garip ve gülünç kıyafetleriyle, sakallarını ne hâle sokmuştur.
Bu tasvirat haramdır, Küfürdür, Şirkdir.
Bunların hepsi doğru değildir.
Yahudi düzmesidir.
Dikkat edilirse Hacı Şabanı Velî’ye kimse yanaşamamış.
Sahabeden bir çoklarının sakalları yoktu..
İslâm halifelerinden bir çoklarının da sakal bıraktığı görülmemiştir.
Osmanlı padişahlarında Yavuz, Genç Osman, Mecid I, Vahdeddin’in sakalları yoktu...
Bediüzzaman sakal bırakmamıştır.
Bunlar tesadüfi değildir.
Bir sebeptendir.
Resûlü Ekrem’e sakal bir heybet ve güzellik verirdi.
Sakal bırakmak Resûl’e ittibadır.
Görünüşte onun çehresini taklitdir.
Sakalı sünnet niyetiyle bırakan :
Ben içten ona benzemeye çalışıyorum, bunu dışarı vurmak istiyorum demektir.
“Eğer sakal bırakıyorsanız nasranilere benzemeyin.” Hadîs.
Müfred olarak “benzemeyin” yani her kim bırakıyorsa demektir.
Bu emirdir.
Sakal bırakan bir insan kendine mubah olan bazı fiillerini, hareketleırini ve gıdalarını terk etmesi lâzımdır.
Terk etmezse, yaparsa günaha yanaşır.
Burada günaha yanaşmak ne demektir.
Azabı mucib bir günah değilse de buğulu bir aynada kendini görmeye yeltenmek gibi bir hâle insanı sokar.
Ondan sonra da hakiki, Resûl’e hürmetsizlik hududuna insanı sokar.
Sakal bırakmada takayyudat o insanın mânevî makamına göre fazlalaşır ve ağırlaşır ki o zaman o takayyudat kendisine adeta farz olur.
Terki küfre doğru gider.
Sakal Resûl’e ittibaın bir nevi cesedî şâhidi olur.
Zekât farz olan bir mü’mînin tam zekâtını vermesi ibadetlerin kabulüne en birinci vesile ve şarttır.
Bunu yapmayanların ibadetleri beyhude olduğu gibi israr ederse küfre girer.
Böyle kimsenin “sünnet niyetiyle” sakal bırakması katiyyen doğru değildir.
Kendinin o sakalı yolması lâzımdır.
Yoksa sakalını birgün derisiyle yüzecek görünmeyen bir el ortaya çıkar. Korkarsan hipi niyetiyle sakal bırak...
Söylersek bugün birçok sakal bırakanlar derilerini yüzecek derecede sakallarını hemen traş ederler.
Zekâtını tam vermeyenin sakal bırakması şekli şüpheden âri, haramdır.
Burada sunu söylemek isteriz:
Baş saçlarını ustura ile kazımak da doğru değildir
“Saçlarınıza ikram ediniz”.
Bu hadîsi söyledikleri zaman Resûlü Ekrem hicretten evvel Mekke’de idiler. Resûlü Ekrem’in o zaman sakalı yoktu.
Sakalı Medine’de bırakmışlardır.
Sebebini söylersem berberlere giden olmaz.
Eski berberlerin kapılarında, büyük tahta saksılarda “zakkum” ağacı bulunurdu.
Bunun sebebi büyüktür.
Kur’ân-ı Kerimde “zakkum” ağacı cehennemin kapısında bulunur diye bir ALLAH kelâmı vardır.
Halbuki cehennemde ağaç yoktur.
“Nasranilere benzemeyin” sakal bırakanlara bu emirdir.
Şeklen benzemeyin.
Ruhen herkes birbirine benzemez.
Asırlardan beri yahudilerin tedrici sinsi faaliyetlerinin eseridir.
Gelenek hâlinde bilmeden büyüklerine kadar.
“Kulak memesinden hafif başlayıp çenede azami iki parmak uzunluğunda imiş”...
ALLAH en doğrusunu bilendir.
Geylanî, Rifaî, Bedevî, Dissukî, Şabanı Velî, “Velâyete” sahiptiler.
Sakalları iki parmaktı...
Mekke’de iken saçları uzundu.
“Saçlarınıza ikram ediniz!”,
Bu saç bırakanlara emirdir ve kendileri saçı tabiî olarak kabul etmelerindedir.
Kendileri sakal bırakmadan saçları mevcuttu.
Resûlullahın saçları omuzuna yakın kulak memeleri hizasında idi...
Son söz olarak şunu söyleyebiliriz.
Hazreti Veysel’e:
“Sakal bıraksana!” demişler:
“Resûlü Ekrem’i cesedden görmeyi HAKK bana nasib etmedi. Nasıl sakal bıraktığını bilmiyorum utanırım!” demişler.
3’lerde sakal yoktur. Mecburidir.
7’lerde sakal yoktur. Bırakmazlar.
40’larda sakal yoktur. Bırakmazlar. Bunların niçinleri vardır.
300’lerde bazılarında vardır, bazılarında yoktur, ihtiyaridir...
3000’lerde sakal yoktur.
7’lerin ve 40’ların vefatlarında yerlerine seçilecekler de sakalsızdırlar.
30.000’lerde bazılarında vardır, bazılarında yoktur.
Fakat mecburi değildir.
Sakal bırakmak zâten sünnetdir, ihtiyaridir
3’ler kalmadı.
7’ler 4 kişi kalmıştır.
40’lar 8 kişiye inmiştir.
Yazarı : Dr. Münir Derman
Ekleyen :
Eşref
Gönderdiği Son 50 Yazı :
Yazı hakkındaki yorumlar : |
DUYURULAR |
|
TOPLAM SİTE İZLENME |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |