|
|
|
Köşe Yazısı: Yusuf GEZGİN * |
Geri Dön 28 Şubat sürecinde, “Derin Psikolojik Harekat” ın düdüğünün çalındığı günlerde, tuhaf bir şekilde uzun sakallı, sarıklı, cübbeli, tesbihli ve ellerinde uzun sopalar olan adamlar bir anda sokaklarda peydahlandı. Ankara’nın İstanbul’un en kalabalık sokaklarında, birilerinin gözüne gözüne bazı şeyleri sokmak için yürüyorlar , mitingler, protestolar yapıyorlardı. Derinlerin güdümlü medyası da bu görüntüleri alıp, allayıp pullayıp basıyordu. Bir anda memleketi Kalkancı, Müslim hikayeleri, Aczimendi gulyabanileri, irtica paranoyaları basmıştı. O bir senaryoydu, uygulandı ve başarılı oldu. Bu senaryo sonucunda bir hükümet düşürüldü. Ülke tarih boyunca hatırlanacak 28 Şubat denen bir sürece sokuldu. Binlerce masum, Müslüman Anadolu çocuğu Ordudan kapı dışarı edildi. Sivil ve askeri bürokraside “temizlik”ler, fişlemeler yapıldı. Millet aleyhine işleyen derin sistem tahkim edildi, yeniden “Beyaz”laştırıldı. Enterasan bir şekilde bu dönemde İsrail’le ilişkilerimiz gelişti, bir sürü yeni anlaşmalar yapıldı. İsrail’e gidip gelen devlet adamlarının, komutanların sayısında müthiş bir artış oldu. Ortak tatbikatlar, turistik seyahatler arttı. İçeride ise İsrail’le genetik uyumu olan insanlar etkin hale geldiler. Yardım gemisi vakasından sonra Türkiye İsrail’i köşeye iyi sıkıştırdı. İsrail’in hatalarını affetmedi ve uluslararası toplumu harekete geçirmeyi başardı. BM’den kınama kararı çıkarttı. Diğer hukuki yaptırımları da ısrarla ve sonuna kadar takip edeceği görülüyor. İsrail son olaydan peyce yara aldı, dünya nezinde saldırgan, uzlaşmaz, hukuk tanımaz, kan döken bir ülke olarak algılandı. Bu defa sert kayaya çarptı. Kendisini herşeyi yapmaya yetkili gören, kimseden çekinmeyen, hukuk-kural-sınır tanımayan İsrail, karizmasını çizen, façasını alan Türkiye’ye karşı mutlaka bir şeyler yapmaya çalışacaktır. İntikam hissiyle hareket ederek Türkiye’ye fatura çıkaracaktır. Memlekette kurulu derin düzenden ve dengelerden haberi olmayanların, adı “Türkiye” diye bu ülkede Türklerin etkin olduğu yanılgısına kapılanların heyheylendiğini ve “hadi oradan İsrail’i güçlü gösteriyorsunuz, hiçbir halt yapamaz!” dediklerini duyar gibiyim. Bir kısım gerçekleri bilerek, farkında olarak bir mücadeleye girişmekle, İsrail’i güçlü göstermek aynı şeyler değil!... İsrail bu coğrafyada barışa, uluslararası kurallara, hukuka uymaya zorlanmalıdır ve bunu bu coğrafyada yapabilecek güç ve cesarette tek bir ülke vardır; o da Türkiyedir. Ama bunu yaparken, bir güçle mücadeleye girişirken onun elindeki imkan ve kabiliyetleri, araçları, silahları bilmek gerekir. Gözünü yumarak düşmana bodoslama saldırmak, hamasetle harekete geçmek ancak ahmakların, aptalların, “cesedi büyük beyni küçük” kimselerin yapacağı bir şeydir. İsrail etkin Yahudi networkundan dolayı başta ABD ve AB olmak üzere dünyada çok etikilidir, güçlüdür. Ama “açık veya kripto Yahudilerin etkin olduğu, operasyonel imkanlara sahip olduğu ülkeler hangileridir?” derseniz, siyonistlerin örgütlenmesini ve gücünü bilenler Türkiye’yi ilk üçe mutlaka alacaklardır. Bana sorarsanız devlet ve organları açısından ve karanlık eylem kapasitesi açısından Türkiye’yi siyonistlerin, kripto Yahudilerin etkin olduğu ülkelerin en başına koyarım. Sıralamada bir değişme olduysa da, bu siyonistlerin “ulusalcı” görünümlü figüranlarının, “Musa’nın Gül’ü” “BOP eşbaşkanı” diye karaladıkları liderler sayesinde olmuştur. AKP ve hükümet karşıtlığı bu psikolojik harekat masülü, üretilmiş malzemeleri kabule neden olmamalı. Kimse İsrail’le bir savaşa falan tutaşacağımızı, İsrail’in bizden görünür yollarla intikam alacağını düşünmesin. İsrail’in içerideki akrabaları kripto vatandaşlar epeyce güç ve mevzi kaybına uğramışlarsa da, devletin etkili organlarında ve derin kısımlarında hala etkilidirler, güçlüdürler. İsrail Türkiye’yle aleni, açıktan vuruşmak yerine karanlık güçlerini, profösyonel piyonlarını harekete geçirecektir. Sadece örgütler üzerinde değil, İsrail’in içerideki kripto dostlarının yüz yıllık yatırımları nedeniyle Türkiye devleti, medyası ve derin yapıları üzerinde ciddi etkinliği vardır. Bunları harekete geçirebilirse, ciddi sıkıntılar yaşatabilir ve ortamala vatandaşlar bu sıkıntıların kaynağını dahi bilemez. İsrail, terör örgütü PKK’yı azdırarak, Alevi-Sünni gerginliği oluşturarak, faili mechul veya malum cinayetler işleterek, provokatif olaylar organize ederek ve halkı huzursuz kılarak intikam alabilir. Benzeri pek çok yolla İsrail ve içerideki dostları Türkiyeye kastedebilir; kaos ve kargaşa ortamı oluşturmak isteyebilir. İsrail bunların hepsini yapar ve yapabilir. Ama kanaatimce bu defa İsrail ve içerideki derin eller İslami tonlara sahip, “dinci” motifli, radikal eğilimleri olan gurupları devreye sokacaklar. Mevcut durum, bu kozları kullanabileceklerini düşündürüyor bana. Hükümetin, İsrail ve ABD’deki dostlarını rahatsız eden açılımları, tam teslimiyetçi bir durumdan nispeten inisiyatif alan politikalara geçmesi, “eksen kayması”, “Türkiye batıdan kopuyor!” gibi söylemlere neden oldu. Son olaydan sonra İsrail-ABD ve içerideki dostları bu söylemleri iyice köpürteceklerdir. Hükümeti, başbakanı; “radikal terör guruplarına destek veren”, “İslamcı politikalar izleyen”, “neo-Osmanlıcılık yapan”, “İran’a arka çıkan”, “Yahudi karşıtlığını besleyen!”, “İslamcı köklerine dönüş arayan” vs vs ithamlarla suçlamaya çalışacaklardır. Söylemlerle yetinmeyecekler, suçlamaların tutması ve hükümetin, Türkiye’nin zora girmesi için tezlerini ispat ve teyit eden olaylar, vakalar kurgulayacaklardır. Neler yapabilirler? Hizbullah, İBDA-C gibi kendi güdümlerinde olan silahlı, şiddet kullanan örgütleri harekete geçirerek, İsrail hedeflerine veya musevi vatandaşlara saldırılar yaptırılar ve Türkiye’yi dünyada zora sokarlar. Böyle bir maksat için adı akılda kalacak yeni örgütler icat ederler ve eylemler yaptırırlar, tehdit bildirileri yayınlatırlar, silahlı fotojenik poszlar verdiriler ve bunlarla Türkiyeyi zora sokacak PH uygularlar. İsraili protesto gösterilerinin içine provakatif elemanlar sokarlar ve bu gösterilerde taşkınlıklara, şiddet kullanımına neden olurlar, oluşturulan görüntüleri dünyaya servis ederler ve Türkiye’nin “eksen kaymasına”, “radikalleşmesine”, “antisemitizmine” delil olarak sunarlar. “Radikal” ve “İslamcı” olarak bilinen medya organlarında İsrail ve Yahudiler aleyhine ajite edici haberler, yorumlar yayımlatırlar. Bunları dünyanın bütün haber ajanslarında, Tv’lerinde kullanırlar. İsrail’in Türkiye ile ve Türk insanı ile doğrudan savaşmaya, vuruşmaya ihtiyacı yok. İçeride kullanabileceği çok miktarda örgüt, derin organizasyon ve maşa var. Bunları kullanacak ve kendisini unutulmaya bırakacaktır. PKK-KCK-DHKP-C, Ergenekon vs. üzerinde İsrail’in ve içerideki derin dostlarının etkin olduğu konusunda şüphem yok. PKK ve toplumsal olaylarla görevli KCK karşısında kullanılabilecek “Türkçü”, “ulusalcı” akımların kurucuları, teorisyenleri zaten Yahudilerdir. Bunların herbirini devreye sokabilirler. Ama konjonktor gereği ve verimlilik açısından, radikal İslami gurupların harekete geçirilmesi daha muhtemel görünüyor!... Hamasetle ve sloganlarla mücahitlik yapmaya, memleket kurtaramaya kalkanlar iyi niyetli iseler, çok dikkatli davranmalılar…. İsrail’e karşı slogan atarken İsrail’e malzeme olabilirler….
Yazarı : Köşe Yazısı: Yusuf GEZGİN
Ekleyen :
Eşref
Gönderdiği Son 50 Yazı :
Yazı hakkındaki yorumlar : |
DUYURULAR |
|
TOPLAM SİTE İZLENME |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |