|
|
|
cazmiyurtsever.com * |
Geri Dön Abdülhamit, karşısındakilere “İçinizde Hiç Türk Yok mu” diyerek sessizce baktı! Osmanlı padişahı II. Abdülhamit, 31 mart 1909 olayından sonra gerçekleşen askeri darbe sonucu görevindren alındı ve Selanik’e sürgüne gönderildi. Padişah Abdülhamit’in “Hal kararını” yüzüne karşı okuyanların lideri Yahudi asıllı Emanuel Karasu idi. Padişahı görevden alanlar Yahudi asıllı “Masonlar” idi. Aynı gün (27 Nisan 1909- Salı) öğleden sonra dört ayrı fayton arabası Yıldız sarayı kapısına yanaştı. Padişaha “kendisini ziyarete gelenler” olduğu haberi verildi. Heyete dahil olanlar merdivenleri yavaş adımlarla çıkarak padişahın bulunduğu muayede salonu kapısından içeri girdiler. Padişah ayağa kalktı. Karşısında kendisi ile görüşmeye gelenlerle yüz yüze geldi. Tanıdık isimlerdi bunlar: Arif Hikmet, Alber Karasu, Esat Paşa, Aram efendi…Esat Paşa, heyet sözcüsü olarak padişahın önüne geldi. Ve eliyle konuşmasını destekleyerek “ Millet seni istemiyor. Hal’e karar verildiğini tebliğe geldik”dedi. Padişah: “ – Hayatım emin midir?” sözleriyle karşılık verdi. Bir yerde boynu bükük ve emre itaat etmek zorunda kalan bir padişah ve diğer yanda onu görevden uzaklaştıranların hali ressamların tablolarına da yansıdı. Osmanlı sarayından Abdülmecit efendi’nin fırçasından çıkan tabloda yaşanan olayın görüntüsü canlı olarak yansıtıldı. Aynı görüntünün içinde yer alan bir başka konuşma da tarihin sayfaları arasında yer aldı: “Bir Türk padişahına ve İslam halifesine “hal”kararını bildirmek için bir Yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankör’den başkasını bulamadılar mı!... Aslında padişah Abdülhamit’i hal kararını bildirmek üzere gelenlerin reisi Yahudi asıllı Emanul Karasu idi. Kendisi Selanikli idi. Yıllar önce Selanik’te genç subaylar ve yöneticilerin de dahil olduğu “İttihat ve Terakki cemiye” ve aynı topluluğun silahlı eylemler yapan “komitacılık” hareketlerini desteklemişti. 24 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen II. Meşrutiyetin de planlayıcısı idi. Ama onun asıl özelliği ise Selanik’te “dönme ve Yahudilerin ve aynı düşünceyi paylaşan işbirlikçilerinin yer aldığı “Mason locasını” kurmuş olmasıydı. Karasu bahsi geçen mason locasının da reisi idi. Mason locasına Osmanlı ordusundan ve yönetimden önemli sayıda katılımcı olmuştu. İttihatçıların liderlerinden Talat, Cemal paşalar ile Rıza Tevfik, Mehmet Arif, Galip Paşa,Mişel Noradungyan gibi isimler de vardı. Selanik’te padişah Abdülhamit’in gözetiminden uzak kurulan “Mason locası” ve onun yönlendirici reisi Karasu, kısa zamanda Selanik milletvekili oldu. Arkasından da bir tertip olan 31 mart olayı sonrası padişahın “ipini çeken” kişi olarak tarih sahnesinde rolünü oynadı. Osmanlı için “sigorta” olan padişah Abdülhamit’in tahttan indirilmesinden sonra yeni yönetimler/ hükümetler silahların gölgesinde kendisine “emri vaki yapılan” konuları hızla uygulamaya koydu. Dış borç alımları hızlandırıldı. Yahudilerin Filistin’e göç ve yerleşimi önündeki engeller kalktı. Çukurova’da padişah tarafından ordu adına kurulan “Mercimek Devlet çiftliği” Fransa’dan alınan borç para karşılığı 75 yıl süreyle ipotek verildi. Musul- Kerkük petrollerini çıkarma imtiyazı Ermeni Gülbenkyan’ın simsarlığını yaptığı İngiliz-Fransız çok uluslu şirketlere bırakıldı. Ve Osmanlı devleti apar topar Trablus, Balkan ve Dünya savaşının içinde buldu kendini. Bu olaylarda asıl düşündürücü olan husus ise padişahın görevden uzaklaştırılması ile ilgili parlamento kararının doğruluğunu onaylıyacak dini bir karar yani “fetvanın” nasıl verilmiş olduğudur. Fetvanın metnini aynı zamanda milletvekili olan Elmalılı Hamdi Yazır hoca yazdı. Fetva Emini Hacı Nuri Efendi onayladı ve Şeyhulislam Ziyaeddin Efendi’de “olur” imzasını attı. Siyasi amaçların yerine getirilmesi için Kuran’ı Kerime dayalı (!) bir karar alınmış oluyordu. Hal fetvasında yazılmış olanlar: Müslümanların imamı olan kimse bazı mühim şer’i meseleleri şeriat kitaplarından çıkarsa ve bu kitapları yaksa ve devlet hazinesini israf edip şeriata aykırı şekilde harcasa ve idare ettiği kimseleri şer’i sebep olmadan öldürse, haps etse veya sürse ve başka türlü zulümleri de adet edindikten sonra doğru yola dönmek üzere ahdedip yemin etmiş iken yemininden dönerek Müslümanların hallerini ve işlerini tamamen bozacak büyük fitne çıkarmakta ısrar edip onların birbirlerini öldürmelerine sebep olsa. Buna engel olacak durumda bulunan Müslümanlar onun bu zora dayanan durumunu ortadan kaldırınca İslam memleketlerinin pek çok yerlerinden onu hal edilmiş tanıdıklarına dair durmadan haberler gelip yerinde kalmasında muhakkak zarar ve ayrılışında iyilik düşünülürse kendisine imamlık ve sultanlıktan vazgeçme teklif etmek ve sultanlıktan vazgeçme teklif etmek veya hal’etmek hangisi meseleleri çözen ve bağlayan ve işlerin sahibi olanlar tarafından daha iyi görülürse yapılması vacip olur mu? Cevap: En doğrusunu Allah bilir amma, olur… Filozof Rıza Tevfik Sadrazam Talat Paşa Ayrıntılar Cezmi Yurtsever ŞİFRE kitabındadır
27 Nisan 1909… Bugün Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da çok önemli bir olay yaşandı. OSMANLI Parlamentosu sayılan Meclisi Mebusan’da yapılan toplantının konusu 33 yıldan beri ülkeyi yöneten II. Abdülhamit’in yaşanan “31 Mart Olayı”ndan sonra görevden alınması ile ilgili idi. Parlamento, padişahın görevden uzaklaştırılması hakkındaki kararını –bir kısım üyelerinin sessiz kalmasına rağmen- büyük bir çoğunlukla almıştı. İttihat veTerakki Partisi’ne bağlı silahlı güçlerin tehditleri altında alınan karar bir bakıma “alınması gereken”bir padişahın kaderi gibi idi. Padişahın “tahttan indirilmesi” anlamına gelen “Hal kararını” kendisine bildirmek için seçilen komite çalışmalara başladı.
Müslümanların kutsal kitabı Kuranı Kerim’deki surelerde yer alan “Sırat-ı müstakim” sözleri “-Dosdoğru olunuz” anlamını da ifade eder. Abdülhamit’in din adına alınan “Hal fetvası” din adına bir doğru düşüncenin onaylanması değil sadece silahların gölgesinde istenileni yerine getirme anlayışının bir sonucudur. Osmanlı’nın son zamanlarında şeyhulislamlardan Musa Kazım Efendi,İzzettin Efendi, Hayri Efendi’nin de “mason locasına üye olmaları”nın uygun bir açıklamasını yapmak gerekir. Merkeze bağlılık (obediyanslık) üzerine kurulan mason locasında bir İslam din önderinin yer alması olayı Osmanlı devleti’nin içinde bulunduğu acı gerçekleri gösterir.
Yazarı : cazmiyurtsever.com
Ekleyen :
Eşref
Gönderdiği Son 50 Yazı :
Yazı hakkındaki yorumlar : |
DUYURULAR |
|
TOPLAM SİTE İZLENME |
|
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |