Türkiye
   Siyonizm
   İstihbarat
   Din
   Mektup
   Dünya
   Analiz - Araştırma
   Arasta
   Tarih
   Metafizik


YA RABBİ

Bizleri ilminle zengin et,

Güler yüz ve iyi huyla lütûflandır!

Öfkelerimizi tutacak sabur

ve tahammülü üzerimizden eksik etme, Memleketimizi mamur eyle,

Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak muhafaza eyle, Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkân ve fırsatını bizlerden esirgeme, Ashabdan aldığımız sancağı ahirete kadar taşımamızı nasip eyle, bizleri her daim Peygamberimize layık ümmet eyle! Dostlarından iki cihandan ayırma. Şeytan ve ona uyanlara karşı bizlere güç ve kuvvet ihsan eyle! Şüphesiz sen alemlerin tek sahibi ve yaratıcısısın! Bizleri hakkıyla kendine kulluk edenlerden eyle!

AMİN!..

Allah'ın İsimleri


Allah'ın Habibi ve İnsanlığın Rehberi Alemlere Rahmet Peygamber Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz ve Hayatı!


NAMAZ HAKKINDA HERŞEY! "... Namaz dinin direğidir... ilk hesap namazdandır... " Hz. Muhammed (SAV)


TÜRKİYE'NİN 1 NUMARALI KANALI! Online İzle!

SERHENDİ TV YOUTUBE


MUTLU OLMAK VE HUZUR İSTİYORSANIZ, İZLEYİN!

 


Web sitemiz olarak inceleyip, desteklediğimiz yardım kuruluşu Nezir Derneğidir.
 



Son Videolar

  Siyonizm hakkında!
  İsrail'in terör ajandası! Katillik geçmişi!
  Sırlara Bürünmüş Bir Allah Adamı!
  Gelenler - Böl ve Parçala
  Atatürk ve İslam; Gerçek Atatürk
  Namaz Kılmanın Önemi!
  Bir Allah Dostunun Şeytana Olan Cevabı!
  Şeytan ve Siyonizm! Mutlaka İzlenmeli
  Başörtüsü ve Siyonizm
  Siyonizm ve BOP

Ana 
sayfa yap Bana yazın Sayfayı yazdır

www.cezmiyurtsever.com
www.dallog.net

ANKET
Mason locaları sizce ülkemizde kapatılmalı mı?
Evet
Hayır
Karamsar



Türk Anaları

  Vatan Size Minnettar
  Nene Hatun
  Ayşe Çavuş
  Fatma Seher Hanım
  Gördesli Makbûle
  Kara Fatma
  Süyünbike
  Şerife Bacı
  Tomris Hatun
  Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası





Bir Söz ve Resim
Ne irfandır veren Ahlâka yükseklik ne vicdandır, Fazilet Hissi insanlarda ancak Allah korkusundandır.

M.AKİF ERSOY


Bugün Tarihte Olanlar
25 Temmuz-Tarik bin Ziyad'in Ispanya'yi fethi (711); Ilk lokomotifin calistirilmasi (1814)



 

 
Ehl-i Sünnet’in Büyük Savaşı: Malazgirt - Anti Siyonizm

Ehl-i Sünnet’in Büyük Savaşı: Malazgirt
 

 Ali DEMİRTOPUZ / Semerkand Dergisi * 


Kategori: Tarih | Gönderen: Eşref | Tarih: 30.08.2010

Geri Dön


      

Malazgirt Savaşı, Anadolu kapılarını İslâm’a açan savaş olarak bilinir. Daha önce de Müslüman Türkler Anadolu içlerine akınlarda bulunmuşlardır ama Malazgirt zaferi gerçekten de kapıları ardına kadar açmıştır. Ne var ki gerçekte bu “kapıların açılması” meselesinin savaşın sebep ve amaçlarıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Bu savaş, Büyük Selçuklu Devleti’ni ortadan kaldırmak, İslâm’ı kılıçsız bırakmak isteyen çok kuvvetli bir Hıristiyan saldırısının, Sünnîlerin elindeki yegâne ciddi kuvvet tarafından durdurulduğu bir ölüm kalım mücadelesidir.

Altını ısrarla çizmek gerekir ki Malazgirt Savaşı, İslâm tarihinin en önemli savaşlarından birisidir. Öyle ki yenilgi halinde özellikle Ehl-i Sünnet müslümanlar açısından bir çöküş döneminin başlayabileceğini iddia etmek abartı sayılmaz. Meselenin bu boyutu düşünüldüğünde, Abbasi Halifesi tarafından savaşın yapıldığı Cuma günü minberlerde okunmak üzere dört bir yana gönderilen hutbenin ve yine Sultan Alparslan’ın savaş öncesinde askerlerine yaptığı konuşmanın anlamı daha da belirginleşecektir.

Ehl-i Sünnet’in kılıcı

Büyük Selçuklu Devleti’nin kuvvetli bir şekilde tarih sahnesine çıkması Sünnî İslâm Dünyası açısından tam bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Ehl-i Sünnet büyük bir Şiî baskısı altındaydı.

Selçuklular bağımsız bir devlet haline gelip İran coğrafyasına hakim olmaya çalıştıkları sıralarda, Mısır’daki Şiî Fatımî Devleti ile işbirliği içerisindeki Şiî Büveyhîler, Sünnî müslümanların hilafet merkezi Bağdat’ı egemenlikleri altına almış ve Halife Kâim Bi-emrillah’ı gözetim altında bulundurmaktaydılar. Kâim Bi-emrillah son bir ümitle gizlice Tuğrul Bey’den yardım istemiş ve Tuğrul Bey de bu talebe karşılık vererek 1055 yılı Aralık ayında Bağdat’a girmişti. Halife’yi özgürlüğüne kavuşturan Tuğrul Bey, sonraki iki yıl boyunca Şiîlere karşı takibata devam etmiş ve Abbasi Halifesi tarafından “Doğunun ve Batının Meliki” ilan edilerek “Rükneddin” lakabıyla vasıflandırılmıştı.

Artık Tuğrul Bey, daha geniş anlamıyla Selçuklular, Abbasi Hilafeti’nin dünyevî otoritesinin temsilcisi ve Sünnî İslâm’ın kılıcı konumundaydı. Sonraki yıllarda da Şiî tehdidine karşı mücadele devam etti ve 1064 yılında Selçuklu Sultanı olan Alparslan’ın faaliyetlerinin de önemli bir kısmını oluşturdu. En önemli gayelerinden birisi de Fatımî Devleti’ni tamamen ortadan kaldırmaktı.

Bu maksatla Mısır’a doğru başlattığı sefer kapsamında Şam üzerine yürürken, kendisine çok kritik bir haber ulaştı. Bu haber Alparslan’ın seferden vazgeçip süratle geri dönmesini gerektiriyordu. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes son derece büyük bir orduyla müslüman topraklarına doğru yaklaşmaktaydı. Çeşitli rivayetler bu ordunun 200 ilâ 600 bin askerden oluştuğunu ortaya koymaktadır.

Romanos Diogenes eski bir ordu kumandanıydı ve Anadolu içlerine yönelik Türk akınlarından bıkan Bizans ileri gelenleri, onu hem bu akınları durdurması hem de Balkanları kontrol altına alması için İmparatorluk mevkiine getirmişlerdi. Hedefi Selçuklu Devleti’ni tamamen ortadan kaldırmaktı ve bunun muhtemel sonuçlarından birisi de Sünnî müslümanların bir Hıristiyan ve Şiî egemenliği dönemine girecek olmalarıydı.

Yüzbinlerce Bizans askerine karşı

Sultan Alparslan’ın yaklaşan tehlikeyi haber aldıktan sonra Şam yolundan süratle geri dönmesi hadisesi tek başına bir destan mahiyetindedir. Ordu neredeyse uçarcasına mesafeleri kat etmeye çalışıyordu ve bu zorlu yarışa dayanamayan pek çok asker ana gövdeden kopuyordu. Fırat nehri geçilirken atların çoğu boğuldu ve özellikle Irak askerleri dağıldı. Alparslan neredeyse ordusuz bir kumandan olarak kalmıştı. Musul’a vardığında Bizans ordusunun önünden kaçan müslümanlardan Malazgirt’in düşman tarafından işgal edildiği haberini aldı. Bizans ordusunun önüne mevcut kuvvetlerle çıkmak mümkün değildi ve Sultan gerekli hazırlıkları yapmak için Azerbaycan’a geçerken haremini ve hazinelerini Vezir Nizamü’l-Mülk’ün idaresinde Tebriz’e gönderdi. Nizamü’l-Mülk Tebriz’e vardığında acele olarak takviye kuvvet gönderecekti. Ne var ki zaman darlığı tüm bu tedbirlerin bir araya getirilmesine maniydi.

Sultan Alparslan, emrindeki 14 bin askerle Ahlat’a doğru yola çıktı. Yolda katılan Türk akıncılar, Diyarbakır emiri ve Kürt gönüllülerle ordu mevcudu yaklaşık 40 ilâ 50 bine ulaştı.

Diğer taraftan İmparator Romanos Diogenes’in ordusu kalabalık olmakla beraber önemli bir kısmı ücretle tutulmuş çok çeşitli unsurlardan meydana gelen toplama bir görüntü arz ediyordu. Grek, Ermeni, Makedon, Frenk, Germen, Bulgar, Peçenek, Uz vs. askerler bunlardan bazılarıydı. Bizans, Alparslan’ın hareketleri konusunda da iyi bir istihbarata sahip değildi ve bu yüzden ordusunu bölerek çeşitli birliklerle müslüman egemenliğindeki şehir ve kasabaları işgal ettiriyordu. Nihayet Sultan Alparslan’ın öncüleriyle Bizans birlikleri arasında çarpışmalar meydana gelmeye başladı ve neticede Alparslan’ın ordusu Malazgirt civarındaki Bizans ordusu karşısında yerini aldı. İslâm ordusunun avantajı, Bizans ordusunun bölünmüş olmasıydı. Bununla beraber yine de mevcutları 100 bin civarındaydı.

Bu gelişmelerin yanında Abbasi Halifesi de sonuçları çok vahim olabilecek bu savaşı durdurmak için çaba harcamaktaydı. Alparslan’ın bilgisi dahilinde bir heyet sulh teklifinde bulunmak üzere İmparator’un karargâhına gönderildi. Ne var ki Romanes Diogenes bunu muhtemelen bir korku göstergesi olarak algıladı ve heyete alaycı bir tavırla yaklaştı. İmparator elçiye kışı geçirmek için her ikisi de Selçuklu egemenliği altında bulunan Isfahan’ın mı yoksa Hamedan’ın mı uygun olduğunu sordu. Elçi “Isfahan” cevabını verince İmparator kendilerinin Isfahan’da, atlarının da Hamedan’da kışlayacağını söyledi. Bu yaklaşıma karşı elçi aynı tarzda cevap verdi:

– Atların Hamedan’da kışlayacakları doğrudur. Sana gelince, akıbetin ne olur, onu bilmiyorum.

Bazı rivayetlere göre Romanos Diogenes İslâm coğrafyasını kumandanları arasında paylaştırmıştı bile. Böylece artık herkes savaşa odaklandı.

Müslümanlar bir ölüm kalım savaşının arifesinde olduklarının farkındaydı ve bu müşkülün atlatılması Allah’ın Sultan Alparslan’ın ordusuna vereceği zafere bağlıydı. Yapılan istişareler sonucu savaşın Cuma günü namazı müteakip düşmana saldırı suretiyle yapılması kararına varıldı. Böylece Halife’nin hazırladığı dua metninin tüm camilerde okunduğu ve müslümanların da İslâm ordusunun zaferi için âmin dedikleri bir sırada taarruza geçilmiş olacaktı. Bu hutbe bütün camilerde okundu müminler birlikte el kaldırdılar, hep bir ağızdan dua ettiler.

‘Ya zafer ya şehitlik’

Aynı anda savaş meydanında Cuma namazı sırasında Sultan Alparslan da ordusuna şöyle seslenmekteydi:

– “Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olursa olsunlar, bütün müslümanların bizim için dua ettikleri şu saatte düşman üzerine atılmak istiyorum. Ya muzaffer olurum ya da şehit olarak Cennet’e giderim. Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler gitsinler. Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Zira bugün ben de sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan bir gaziyim. Beni takip edenler ve nefislerini Yüce Allah’a adayanlardan şehit olanlar cennete, sağ kalanlar ise ganimete kavuşacaklardır. Ayrılanları ahirette ateş, dünyada da alçaklık beklemektedir.”

Bu hitabın ardından savaş meydanını terk etmenin neredeyse imkansız olduğunu söylemeye gerek yok. Cuma namazının ardından Alparslan yukarıdaki nutkunun etkisini hareketleriyle de pekiştirdi. Ayağa kalkarak ok ve yayını fırlatıp attı. Bir Türk geleneği olarak atının kuyruğunu bağladıktan sonra eline kılıç ve gürzünü aldı. Üzerinde beyaz bir elbise olan Sultan “Öldürülürsem kefenim budur!” dedi ve tekbir getirerek ileri atıldı.

O gün Malazgirit ovası tarihin gördüğü büyük meydan savaşlarından birine sahne oldu. Nihayetinde kesin zafer müslümanlarındı.

Zafer başta hilafet merkezi Bağdat olmak üzere tüm İslâm dünyasında şenliklerle kutlandı. Müslümanlar Allah’ın kendilerini içerisine düşmekte oldukları karanlığın kıyısından Sultan Alparslan ve ordusunun kılıçları vasıtasıyla kurtardığının farkındaydılar. Bu hem bir kurtuluş hem de yeniden doğuştu. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat yolu yeryüzünde Selçuklu kılıcının açtığı ufukta yeni iklimler fethetmek için hazırlanıyordu. Sonraki asırlarda Osmanlı, Selçuklu’dan aldığı emaneti Avrupa’nın içlerine kadar taşıyacaktı.

Malazgirt’ten sonra Bizans İmparatorluğu artık Anadolu’da eski hakimiyetini asla canlandıramayacak, yoğun bir göç dalgası Anadolu’yu İslâm coğrafyasının en muhkem kalelerinden birisi haline getirecekti. Sonraki zamanlarda Haçlı seferlerinin ve 20. yüzyılın ilk çeyreğindeki istila girişimlerinin başarısızlığı, Anadolu’nun artık dönüştürülemez bir şekilde İslâmlaşmış olduğu gerçeğini tescil edecekti.

Anadolu’nun kaderinin en öz ifadesi, savaş sırasında esir düşen ve Sultan Alparslan tarafından ülkesine iade edilen İmparator Romanos Diogenes’e refakat eden müfrezenin en önünde ilerleyen askerin elindeki sancakta dalgalanıyordu: “Lâ ilâhe illallah, Muhammedün rasulullah...”

Halife’nin Okunması Emrettiği Hutbe

Malazgirt Savaşı’nın yapıldığı 26 Ağustos 1071 Cuma gününde Abbasi Halifesi’nin okunmasını emrettiği duanın bazı kısımları şöyledir:

“Allahım, İslâm sancağını yükselt ve ona yardım et! Başını ezmek ve kökünü kazımak suretiyle müşrikliği hezimete uğrat. Senin yolunda canlarını feda eden, sana tabi olma hususunda kanlarını akıtan senin yolunun mücahitlerini kuvvetlendir. Yurtları güvenlik ve zaferle dolduran yardımlarından mahrum etme. Müminlerin Emiri’nin delili olan Sultan Alparslan’ı senden dilediği yardımdan mahrum bırakma.”

“Onun kâfirler karşısındaki bu günü yarınına da yetsin. Ordularını meleklerinle destekle. Niyet ve azmini hayır ve başarıyla sonuçlandır. Çünkü o senin rızan için rahatını terk etti. Malı ve canıyla senin emirlerine uymak için senin yoluna düştü”.

“Ey müslümanlar, doğru bir niyet, dürüst bir azim ve Allah’tan korkan temiz kalplerle ve ihlâs bahçesinden kısmet alan bir inançla Alparslan için Allah’a yalvarıp yakarınız. Çünkü eksiklerden münezzeh olan yüce Allah kitabında şöyle buyuruyor: “De ki: Dualarınız olmasa Rabbim size ne diye kıymet versin?”

“Allahım, onun bütün güçlüklerini kolaylaştır ve müşrikliğe onun önünde boyun eğdir.”



    Yazarı : Ali DEMİRTOPUZ / Semerkand Dergisi

    Ekleyen :  Eşref

    Yazdır  |  Yazıyı Tavsiye Et





Gönderdiği Son 50 Yazı :
14.01.2011- Muhteşem Yüzyıl Rezelati ve Siyon Maşaları - Eşref Pekcan
24.12.2010- Yeni Şafak'ın dezenfarmasyon manşeti ! - Alıntı
5.12.2010- Mason Olmak İsteyen Bir Bayanın Bize E-postası(!?) - Eşref Pekcan
26.11.2010- İnsanlar uyanıyor telekom panikte ! - Net
9.11.2010- Kanada’dan katil İsrail’e tam destek - Alıntı
31.10.2010- Katil Yahudi Grup Filistinliyi linç etti, Kudüs! - Eşref Pekcan
26.10.2010- Mumcu Suikasti / Mossad -Barzani ve Haham Nenesi! - Eşref Pekcan
20.10.2010- Habertürk, Fatih Altaylı ve Masonlara Desteği ! - Eşref Pekcan
16.10.2010- ZULÜMLER VAR İKEN NEREDE İSLAM ÜMMETİ VE DEVLETİ ! - Eşref Pekcan
19.09.2010- Kuran Yakan Kitapsızlar Kendi Sonlarını Hazırlıyor - -
16.09.2010- Facebook Gerçeği: Kişisel Bilgileriniz, CIA,Mossad - Alıntı
10.09.2010- Osmanlı'da Bayram Nasıl Olurdu ? - Mostar Dergisi
8.09.2010- Gandi Türkiye'yi katil israil'e Şikayet Etti - -
6.09.2010- Katil İsrail Dünyayı Dinliyor !!!! - Star Gazetesi
3.09.2010- Misyoner Türkan Saylan'ı dizi yapacakmış uşaklar! - -
3.09.2010- Bakın Kim Kimi Dinliyor = Katil İsrail ! - Taha Kıvanç / Yeni Şafak
2.09.2010- Polislerde huzur bozarsa halimiz nice !!!(video) - Eşref Pekcan
31.08.2010- Katil İsrail'e boyun eğenler ve dinlemeler ! - Eşref Pekcan
30.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
30.08.2010- İslâmî Hayat Nedir, Nasıl Yaşanır? - Semerkand Dergisi • 133. Sayı / AYIN KONUSU
28.08.2010- Putin, Katil İsrail'in Suriye isteğini reddetti! - Ajanslar
26.08.2010- Rezillik; Domates savaşında 100 ton domates israf! - AA
23.08.2010- Nasıl Eğitiliyorlar! - Banu AVAR ! - Banu Avar
22.08.2010- Sümelada'ki Ayin; Diz Çökmemi Hoşgörü mü? - AntiSiyonizm.com
22.08.2010- Siyonizmin İçeceği CocaCola da Alkol tespiti belge - -
18.08.2010- Siyon Maşaları Aşkı Memnu Dizileri ! - Eşref Pekcan
16.08.2010- Çanakkale ve Bombasırtı Vakası ! Okumadan Geçme !! - http://www.caginpolisi.com.tr/39/14-15.htm
16.08.2010- Deniz Harp Okulu ve Yaşanan Rezillik Üzerine ! - Fatih Akkaya
16.08.2010- Türkiye'nin Gündemini HSYK Belirliyor (!?) - Eşref
16.08.2010- Heronların Kontrolü İsrail'in Elinde - Vakit
16.08.2010- Akp ve Chp ; Siyonistlerin ekmeğine yağ sürüyor! - Eşref Pekcan
13.08.2010- Bebek Katili İsrail'in Gizli Uydu Anlaşması ! - Yenişafak
13.08.2010- Katil İsrail 800 yıllık Müslüman mezarlarını yıktı - AA
11.08.2010- İsrail Türkiye'deki Heronları Kapattı - Ajanslar
10.08.2010- MİT ve Personel Alımları Hakkında Bilinmeyenler ! - Eşref Pekcan
8.08.2010- Cumhuriyet Döneminde Masonluk - Alıntı
8.08.2010- Oyuna Gelen Radikal İslamcılar ve Atatürk Konusu ! - Eşef Pekcan
8.08.2010- Birleşmiş Milletleri Yöneten Yahudiler ! - Cevat Rifat Atilhan
8.08.2010- İsrail MİT Başkanı`nı neden hedef alıyor?. - İbrahim Karagül / YENİŞAFAK
6.08.2010- Laiklik ve Mustafa Kemal Paşa Üzerine ! - Op. Dr. Münir Derman Hoca
6.08.2010- Murat Bardakçı tarihi çarpıtmaya çalışıyor.. - Cezmi Yurtsever
5.08.2010- Balyozcuların umudu masonlar - -
4.08.2010- Masonik Murat Bardakçı dezene etmeye devam ediyor! - Mustafa ARMAĞAN
3.08.2010- Türkan Saylan'ı putlaştırdılar! - gazeteler
3.08.2010- Mason Zeki Alasya maşası! - kaynak: internethaber
3.08.2010- 2. Abdülhamite Masonların Planı! - cazmiyurtsever.com
1.08.2010- AKP ve Özelleştirmeler, Yanlışlar! - -
30.07.2010- PKK İtirafçısından İsrail İtirafı - Kaynak: Gazeteboyut
25.07.2010- "Araplar Türkleri Arkadan Vurdu" Yalanı - http://www.ottomanpalestine.com/
25.07.2010- Barbaros Paşa'nın Sancağının Sırrı! - http://www.barbaros.biz/Sancak.htm


Yazı hakkındaki yorumlar :


Hiç yorum yoktur..

 

- Yorum Ekleme Paneli -

İsim :   
E-mail :   
E-mail Görünsün :   
Yorumunuz :   

 

 
Sayfa Başı

DUYURULAR

TOPLAM SİTE İZLENME

 


 

 

 2008-2026 (C) Bu sitedeki bütün belgeler yüce dinimize ve kahraman milletimize hizmet amacıyla yayınlanmaktadır... Dilerseniz kaynak gösterilmeden de alınabilir... Sitemiz kullanıcılara açık işlevsel bir site olduğundan kullanıcılardan ve diğer mail gibi yollardan gönderilen yazılar yayınlanır, ayrıca kaynak belirtilerek alıntı yazılar yayınlanır. Sitemiz görüşlerimizi açıkça belirttiğimiz çağdaş, özgür; milli ve manevi değerlerine sahip bir görüş platformdur. Yasa dışı faaliyetlere kesinlikle karşıyız. Bu durumda sitemiz, sayfalarımıza gönderilen yazılardan sorumlu değildir ve ayrıca bir yazı hakkında şikayetiniz varsa "nedeni ile" bildirilmesi ve kabul görülmesi halinde kaldırılacaktır. Aksi durumlarda bütün hukuki haklarımızı saklı tutmaktayız...