|
Namazda çalan
telefonu
kapatmak namazı bozar mı?
|
|
|
-Namazda
iken çalan telefonumu cebimde kapatsam namazım bozulur mu? Yoksa çalan
telefonu kapatmak için namazı bozmalı, sonra kapatıp yeniden mi namaza
başlamalıyım?
Fıkıh
kitaplarının yazıldığı geçmiş devirlerde bugünkü telefonlar gibi
ceplere girecek kadar küçük ve hafif konuşan aletler bulunmadığından,
bunların ismi verilerek yazılmış özel bir hüküm de bulunmamaktadır.
Ancak, yazılan umumi hükümlere baktığımızda çalan telefonu kapatmaya
cevap olabilecek ölçüler bulmak da mümkündür. Şöyle ki:
-Namaz
içinde yapılan çok iş namazı bozar, az iş bozmaz!.. Bu bir umumi
kaidedir.
Bu
umumi
kaideye şu misallerle açıklık getirebiliriz: Namazda tek el ile yapılan
bir iş namazı bozmaz. Mesela namazda secdede başından takkesi düşen
kimse, tek el ile takkesini başına koyacak olsa namazı bozulmaz, ama
iki eliyle yaparsa bu işi namazı bozulur...
Çünkü
namazda iki eli birden namaz dışı bir işle meşgul etmek namazı bozacak
kadar çok işten sayılır. Nitekim namazda bir elle bir yeri bir ya da
iki defa kaşıyacak olsa namaz bozulmaz, ama üçüncü defa kaşıyacak
olursa namaz bozulur. Çünkü bir rekatta bir eli üç defa namaz dışı işle
meşgul etmek namazı bozacak çok işten sayılmıştır.
Bu
örneklerden hareketle diyebiliriz ki, namazda çalan telefonun tuşuna bir
elle kolayca basıp susturmak mümkünse, bu kolay hareket namazı bozmaz,
ama iki eli ile bu işi yapacak olursa namaz bozulmuş olur. Çünkü
iki eli birden namaz dışı işle meşgul etmek ameli kesir olur, yani
namazı bozacak çok işten sayılır.
Hacda
iken
cebinde telefonu çalan imamın tek elle telefonu kapatıp imamlığına
devam ettiğini görenler vardır. Onlar bu konularda biraz daha rahat
davranmaktalar. Doğrusu, bizim daha dikkatli davranışımızdır. Çünkü bu
gibi namaz dışı el kol hareketleri kerahetten hali olmaz,
denmektedir...
Sözün
özü:
Namaza başlayacak insan önce kendine bir dikkat çekmeli, telefonunu
baştan kapatmalıdır. Şayet bir unutma olur da namaz içinde telefon
çalarsa tek elle kolayca kapatmasının (mekruh sayılsa da) namazı
bozmayacağı söylenebilir.
Bazıl
telefon zilleri, gerçekten de cami içinde ibadet edenleri tedirgin
etmektedir. En doğrusu, telefonu baştan kapatmak, namazda telefon
kapatma namazı bozar mı, bozmaz mı diye bir şüpheye hiç yer
vermemektir...
Kaynak: Namazda çalan telefonu kapatmak
namazı bozar mı?Ahmed Şahin, Zaman Gazetesi, 09.03.2006
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Namaz da Otururken
Parmak Kaldırmak |
|
|
Şehâdet
parmağı ile işâret etmenin câiz
olduğunu
bildiren hadîs-i şerîfler çokdur. Hanefî mezhebindeki âlimlerin bir
kısmı
da, böyle söylemişdir. Hanefî mezhebindeki kitâblar, çok dikkatle
okunursa,
parmak kaldırmanın câiz olduğunu bildiren haberlerin, üsûl bilgileri
olmayıp nevadir (az bulunan)
haberlerden olduğu görülecektir.
İşâret
etmenin harâm olduğunu söyliyen âlimler vardır.
Mekrûh olduğunu bildiren fetvâlar mevcûddur. İşâret edilmez, üsûl
haberleri
böyledir diyenler çokdur. O hâlde, bizim gibi
mukallidlerin, hadîs-i şerîf
vardır diyerek, işâret etmeğe kalkışmamız ve böylece, birçok
müctehidlerin
fetvâları ile harâm veyâ mekrûh ve yasak olduğu bildirilen bir işi
yapmamız
doğru olmaz.
Hanefî
mezhebinin âlimleri, işâret için bildirilen hadîs-i şerîflerin
çok ve başka başka olduğunu görünce, nemâz hakkındaki kesin ve açık
emrlere
uygun olmıyan, fazla bir hareketin yapılmamasını söylediler. Çünki
nemâzda
esâs, fazla hareketden sakınmak ve olgun bir şekilde bulunmakdır.
Kaynak: Mektubat, İmam-ı
Rabbani, 312.Mektup
|
|
|
Namazlar da
Rekat Tayini Yapmalı mı? |
|
|
Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri bir
sohbetlerinde buyurdular:
Namazlarda,
iki rek'at, dört rek'at diye tayin etmemeli. Cenâb-ı
Hakk'ın
kaç rek'at mükâfat vereceği belli olmaz. İki rek'ata iki bin rek'at,
dört
rek'ata dört bin rek'at ve daha fazla sevabı verebilir.
|
|
|
Namâzın
Kusûrsuz olması |
|
|
Nemâzın
kusûrsuz, kâmil olması,
- farzlarını,
- vâciblerini,
- sünnetlerini ve
- müstehâblarını yerlerine
getirmekle olur.
Nemâzı
temâmlamak için, bu dört şeyden başka yapılacak
birşey yokdur. Nemâzın (Huşû)u, bu dört şeyi yapmakdır. Kalbin (Hudû)u
da yine bunları temâm yapmakla olur. Bazıları, bu dördünü uzun uzadıya
öğrenip ezberlemekle, nemâzımız temâm oldu deyip, bu öğrendiklerini iyi
yapmakda gevşek davranmışlar. Bundan dolayı nemâzın kemâlâtından az
birşey
kazanabilmişlerdir.
Bir
kısmı da, nemâzda dünyâyı unutup, kalblerinin Allahü
teâlâ ile olmasına ehemmiyyet verip, azâların edebli bulunmasını
gözetmemişler.
Yalnız farzları ile sünnetlerini yerine getirmişlerdir. Bunlar da
nemâzın
hakîkatini anlıyamamışdır. Nemâzın kemâl bulmasını, nemâzdan başka
şeyde
aramışlardır. Çünki, nemâzda kalbin hâzır olması, şart değildir.
Hadîs-i
şerîfde, (Kalb hâzır olmazsa, nemâz da olmaz) buyuruldu ise de bu,
kalbin,
yukarıda bildirilen dört şeyin yapılmasında hâzır olması, uyanık olması
demekdir. Yanî bunların hepsinin yapılmasında gevşeklik olmamasına
dikkat
etmekdir. Kalbin bundan başka, hâzır olmasını bu fakîr düşünemiyorum.
Kaynak: Mektubat, İmam-ı Rabbani,
305.Mektup
|
|
|